27 Eylül 2014 Cumartesi

Selam Blog

Yazamadım gitti di mi ya ? Günler hızlı, içerikleri yoğun, ilkokul da eklendi tam oldu!
Unutmuşum bu post-blog işlerini bir de bloglovin olmuş tam olmuş( benim için) !




25 Nisan 2013 Perşembe

Geldi Bahar Ayları

Bir sıcak bir soğuk derken geldi bahar... Kuru dallara can yürüdü yürümesine de, beni her sene olduğu gibi yine yerlere yapıştırıyor bu bahar yorgunluğu. Ama çok şükür ki keyifler yerinde , sağlığımız iyi...

Balkona yavaş yavaş çıkmaya başladık. Çiçeklerin toprakları,saksıları yenileniyor sırayla. Aralarına bir de bu tatlı şakayık da katıldı.


Çok seviyoruz kendisini. O kadar ki , evde resmen evcil hayvan muamelesi görüyor. Balkondaysak balkona taşıyoruz, salondaysak salona geliyor, kahvaltıda mutfakta bizimle... Tabii sadece taşımakla kalmıyorum bir de fotoğraflarını çekiyorum orda-burda. Bunda şu Instagram'ın da payı yok desem yalan olur hani.


Bir de frezyalara taktım bir dönem, artık mevsimi geçiyor gerçi. Ama bayılıyorum onların o tazecik kokusuna. Hele sabah kalktığımızda bütün evin odalarına kadar dolmuş oluyor resmen. Hibritti gendi derken sanırım onlar da kaybolup gidecek.

Bu da Can'ın kendince Atatürk sevgisini dile getirişi...

Bahardan çiçeğe ,çiçekten çocuğa geçiverdim bu yazıda. İdare eder misiniz beni ?

Sevgiler
Müjde

11 Nisan 2013 Perşembe

İçime oturan bişey var blog

Neredeyse 1 yıldır karşılaşmadığım, bizim durağın şöförlerinden birinin tesadüfen arabasına bindiğimde, hal-hatır faslından sonra "Can nasıl Can?ilkokula hazır mı" diye sorduğu gün ; Can'ın babasının eski öğretmenimiz Melike ile karşılaşması ve Melike'nin yeni alacağı motordan ve üyesi olduğu gruptan bahsetmesi ve Can 'ı "hiç" sormaması...
Oturdu kaldı içime... Oysa ki ben ona küçük kuzumu henüz 25 aylıkken emanet etmiştim...


3 Nisan 2013 Çarşamba

Şakacıı

Bugün bunu öğrendim:

Can'ın arkadaşı Eylül'e "bak benim tazmanyalı boxerımaaa" diyerek,el çabukluğu ile göstermesi. Buna karşılık Eylül'ün "benim ki dee hello kittyli" diyerek karşı atakta bulunması....
Tüm bunlar yemekhanedeki kahvaltı esnasında olurken öğretmenin farketmemesi !
Konunun 1 Nisan ile hiiç bir alakasının olmaması...


Merhaba dumurluğum, merhaba Nisan, merhaba ey tatlı bahar...


24 Mart 2013 Pazar

Kek gibi, ama kek olmayan şey ve Bloglovin


İnsan yapacak işi olmadığında neden mutfağa,yemeye-içmeye sarar??? 15-20 gün önce bir Pazar günü mutfakta debelenirken, Can, " kek gibi ama kek olmayan(!)" tatlı birşeyler isteyince, dolabı açıp aranırken sadece bir tanecik yumurtamız kaldığını gördüm. Kek gibi ama kek olmayan tatlı şey için markete gitme teklifim geri çevrilince, bu aşağıda gördüğünüz yalnız yumurtayla birbirimize bakakaldık. Bir süre sonra küçümen tatlı Fırat edasıyla "ben bunla bişey yaparım ki!" diyerek elmaları,cevizi ve tarçını kaptığım gibi başladım uydurmaya.





Sadece bir tek yumurta,azıcık tam buğday unu,1 kaşıktan biraz fazla tereyağ, azıcık toz şeker, 3 elma, ceviz ve tarçınla günü kurtarır bir turtamsı birşey oldu.
Ama problem şu ki,o azıcık unun tam ölçüsü yok maalesef. Bu sebeple bir kere daha aynını yapmak istersem az biraz sıkıntı çekeceğim :) Yok benim için ölçü farketmez derseniz, yumurta,un ve yumuşak yağı yoğurup buzdolabında 20 dakika kadar dinlendirerek işe başlayabilirsiniz. Elmayı rendeleyip şeker ve tarçınla biraz tavada pişirdikten sonra -bu arada şeker miktarı zevkinize kalmış- cevizleri de ekleyip soğumaya bırakırsınız. 26 cm çapındaki yuvarlak kabı yağlayıp elinizle hamuru yaydıktan sonra elma harcını üstüne boca edip 175 derecede kenarları kızarana kadar pişirdiğinizde keke benzeyen ama kek olmayan turtamsı şeyiniz hazır demektir. Benim hamurum biraz yumuşaktı ve kaba yaydıktan sonra bir kısmı arttı, ben elmaların üstüne o kalan parçayı ufaladım. Ama keyif sizin zevk sizin yapmasanız da olur tabii :)
Çok anlarmışım gibi kaşla göz arasında tarif vermiş gibi oldum ama, bu işin piri bloggerlar varken
 ne haddime :)
Aaa bu arada unutmadan,o  kadar uzak kalmışım ki burdan, haliyle olan bitenden bihaberim.
Eğer Bloglovin meselesini becerebildiysem ben de buralarda bir yerde olmalıyım :)
Bu da böyle bir garip post oldu. Sonunu yine Fırat'la bağlayayım bari.Buna da şükür. Dinimiz amin :))

















<a href="http://www.bloglovin.com/blog/5510381/?claim=nuya6dv4w2h">Follow my blog with Bloglovin</a>

14 Mart 2013 Perşembe

Kısa kısa

1-İlk önce kendimce en güzel haberi buraya yazayım da , yine buralardan uzak kalırsam vicdanım beni yesin bitirsin ! Az kaldı kavuşmamıza sevgili blog. İşyerindeki mevcut personel sayımız ilerleyen haftalarda artacağından bu kadar hasretlik çekmeyeceğiz :)
2-İzmir son yılların en yağışlı günlerini geride bıraktı çok şükür. Hani bi 3-5 gün daha yağsaydı tüm şehir ciddi ciddi depresyona girecekti. İşte o günlerin birinde bir Pazar sabahı, evin babası bizlere kendinden beklenmeyen bir performansla bu güzel kahvaltıyı hazırladı.


İstenince oluyormuş demek :Pp  Teşekkür ederis efemmmm :)

3- Can okumayı söktü. Yaptığım ve yapmadığım herşeye rağmen oldukça hızlı ve çok az hatayla okuyor artık. Bir de yazma denemeleri başladı ki başlı başına bir post konusu olur. Okulun verdiği çalışma sayfalarında önce rakamla 7 yazıp altına da "YDİ" yazıyor mesela Y derken E sesi de çıkıyormuş nasılsa :)

4- Her yıl eczacılar için düzenlenen fuara biraz ara vermiştik ama bu yıl yeniden katıldık. Can için gerçekten çok iyi oldu bu 3 günlük tatil. Giderken gitmek istemedi dönerken dönmek istemedi.








Acemice panoroma fotoğrafını çektiğim bu fotoğraf Starlight Convention Center'ın bizce en güzel barına ait.


Bunlar da bizimkiler :)

5- Artık Instagram'dayım ve çok feci acemiyim :)) Beni tembelleştirmemesini umuyorum,zira acayip hızlı bir paylaşım ortamında buluveriyorsunuz kendinizi. Kullanıcı adım "mujdeedjum". Eğer siz de oralardaysanız beklerim :)

Kalın sağlıcakla.