31 Aralık 2011 Cumartesi

Hoşgelsin 2012


Sağlık ve mutluluktan başka, fırsatlarla dolu ve bu fırsatları değerlendirecek kadar basiretli, egosu alçak özgüveni ve farkındalığı yüksek, kayıpların olmadığı , iyi dileklerin hayat bulduğu bir yıl diliyorum.
"senin ve benim , yani bizim için...Murathan Mungan"

28 Aralık 2011 Çarşamba

Madem bulamadın, o zaman yaz deftere

Bizim evde haftasonları fazla tv izlenmesin diye Digitürk'ün müzik kanalları açılıyor. Son zamanların favorisi 449 kanal yani Christmas Songs. Can da oturup bir yandan şarkıları dinleyip kurabiye yiyor, bir yanda da "aaa Nemo" diye aşka gelip çığlık atıyor.



O şarkılardan bazılarını seviyor, bazılarını da içinde olur da kazara "No" falan dendiğini yakalarsa bir kalemde harcıyor. En sevdiklerini Pcde dinleyelim istiyor ama maalesef hepsini bulmak mümkün olmuyor ben de favorileri buraya koyayım da unutmayalım dedim.Hem kurabiye yaparken de iyi gidiyor ne yalan söyleyeyim :)
O zaman yaz deftere 2011...

Petula Clark - Christmas cards-




Ray Anthony - Christmas kisses-




Dean Martin - Let it Snow-



Dean Martin - Jingle Bells -

27 Aralık 2011 Salı

2011den 2012ye giden son düzlükte

Kasım'ın sonu Aralık'ın başı derken geldik mi son düzlüğe? Geldik.
Elde var hayattan alınan bir yaş. Bunlar da o son kurabiyeler işte.





21 Aralık 2011 Çarşamba

Off şu halimden

Geldi yine bana gelenler bu ara ! Herşeyi pişirmek,herşeyi dikmek,herşeyi örmek,herşeyi çekmek istiyorum ve ne yapsam beğenmiyorum !
Kendimi temizliğe verdim. Bugün sıra mutfakta.



15 Aralık 2011 Perşembe

Nasıl anlatsam,nerden başlasam...

İlk gerçek veli toplantımıza katıldık ardından bir de kişisel sunum ve performans değerlendirmesine... Hem tanıştık hem kaynaştık(!). Herkes çocuğundan bahsetti. Sıkıntılarından,zorlandıklarından bahsedenler çoğunluktaydı.
Ama bir tanesi çocuğunu anlatmak için öyle cümleler kurdu ki eşim dürtmese toparlanamayacaktım : Taaaammmm bir Boooodrum aşıığıııı. Cuma oldu mu duramıyooorrrr buralaarrdaaa.

Bir de bana dememez mi, sizinkinin sevgilisi varmış diye ! Tövbee tövbeee !


Bu yılın son doğum günleri

Yıl bitiyor ve bu son haftalar bazılarımızı ayrı heyacanlandırıyor. Anne-baba oluşlarının bir yaş daha almasını büyüyen kuzularının doğumgünlerinde kutluyorlar.

Her ikisi de tarçınlı olan bu kurabiyelerin ilki Duru'nun 3. yaş kurabiyeleri. Daha önce yaptığım Minnie'lerin yanında bu kez Mickey'ler de var.



İkincisi ise çok bilindik bir konu ama ben ilk kez yaptım : Taraftar kurabiyeleri.
Adını maalesef öğrenemediğim,sadece çok koyu FenerBahçe'li olduğunu ve arabaları çok sevdiğini bildiğim, 8. yaşını kutlayacak bir genç delikanlının hediye kurabiyeleri bunlar.




İyi ki doğdunuz! Mutlu,sağlıklı,uzun bir hayatınız olsun.

13 Aralık 2011 Salı

Hoşgelmiş bebek

Adını bilmediğim bir kız bebek için,tebrik kurabiyesi yapmıştım,unutmuşum :)





Tarçınlı "ilk eşyalarım" kurabiyeleriydi bunlar.
Hoşgelmiş bebek,mutlu,sağlıklı,uzun bir ömrü olsun.

8 Aralık 2011 Perşembe

Aralık ... 1 Çeyrek

Yaz çocuğuyum ama severim Aralık'ı. Zaten burada da okumuşsunuzdur. Bir kısmına göre özenti, taklit, sonradan görmelik olsa da hep sevdim Yılbaşı hazırlıklarını. Filmlerde gördüğüm ağaçları,ışıklandırılmış karlı bahçeleri. Hergüne bir anlam yüklemeyi.Anneme benziyorum bu anlamda. O da coşkuyla karşılardı yılbaşını,hazırlıklar yapardı. Onlar küçükken yengemin dayıma diktiği Noel Baba kıyafetini giyip, çuvalla getirdiği hediyelerle kutlarlarmış yeni yılı.O derece mühim bir konu bu yılbaşı meselesi.



Biz küçükken çamlar bahçelerdeydi, öyle saksıda limon çamı falan yoktu. Annem balkondaki mum çiçeğini içeri alır, yapraklarını parlatıp saksını ince alüminyum sacla sarardı, çünkü alüminyum folyo da yoktu. Sonra, onu evin başrol duvarının önüne yerleştirir dallarını duvara bantlar ve grapon kağıtlarıyla, rafyalarla süsler, o zamanın popüleri simli Noel Baba kartlarını asardı. Tam da bugünkü Vintage yaklaşım yani :) Benim ilkokula başladığım yıla kadar bu böyle sürdü. Bir yılbaşı arifesinde annem,ben ve kardeşim bir İzmir klasiği olan Kemeraltı'na alış-verişe gitmiştik ve puslu karanlık havada otobüse huzlı hızlı yürürken duvarın dibinde duran bir adamın 3 tane yapay çam ağacı sattığını gördük. Sanırım annemin hayatında yaptığı en hızlı alış-verişti :) 2 çocuk, eşyalar bir de çam ağacı (ağaç dediysem 1 metre falan boyu :) ) otobüsle eve geldik. O geceki heyecanımızı unutamam. Ertesi gün okul çıkışında yine aynı ekiple Nokta Kırtasiye'den en havalı, en renkli süsleri ve maskeleri alıp akşamı ağaç süsleyerek geçirmiştik.


Ondan sonraki yıllarda hep o ağacı süsledik. Her 30 Aralık akşamı, sahil yolundan Alsancak'a arabayla gidip, yol boyunca evlerin yanıp sönen ışıklarını seyrettik. Koca kazık olana kadar :) Hep iyi şeyler düşündük, iyilikler diledik. İyilikler iyilikleri getirdi. İster özenti olsun, ister sonradan görmelik.
Şimdi bizim de var bir ağacımız hatta bu yıl boy attı :) eskisiyle birlikte süslesek kendi çapımızda orman yapabiliriz yani.
Yaniiii, yılın, mevsimine tezat en renkli,en ışıklı, en parlak ayı geldi. Gelsin tarçınlı zencefilli kurabiyeler :)



1 Aralık 2011 Perşembe

25 Kasım 2011 Cuma

Batuhan ve Bilgehan 3 yaşında

Anneleri arayıp "ikizmiiişşş" diye çığlık atmıştı telefonda. Tam 9 ay uslu uslu beklediler annelerinin karnında. 24 Kasım 2008'de hastanede tanıştık bu iki minik adamla. Öğretmen olan annelerine dünyanın en güzel hediyesiydi onlar.
Büyüdüler, okullu oldular ve 3. yaşlarını kutladılar.





Daha nice yaşlarını sağlıkla kutlayalım kuzucuklarımızın.

Kutlu olsun !

Mine Hanım'ın kızı Ceyda, Özel Ege Kolejinde ana sınıfına gidiyormuş. Öğretmenlerine verilmek üzere kendilerini sembolik olarak ifade edecek kurabiyeler istediler. Ancak bana ulaştıklarında kurabiye yapmak için kalan zaman o kadar kısaydı ki, dakikalar içinde modele karar verdik ve hızlıca yapıma geçtim.



En parlak yıldızları yetiştiren ve kendileri de güneş gibi parlak öğretmenlerin günü kutlu olsun !

24 Kasım 2011 Perşembe

Öğretmenim canım benim

Öğretmenlerimi hep sevdim. Yıldızımızın barışmadığı öğretmenlerim de oldu tabii ama asla saygısızlık etmedim. Şanslıydım da, mesleğini seven öğretmenlerim vardı. "Ammaaan hiç birşey olamazsan öğretmen olursun" cahilliğinden uzak, seçtiği mesleğin kutsallığının ve sirayet gücünün farkındaydılar hepsi. Değerleri vardı. İdealleri ve umutları da. Sıcaktılar, kafaydılar, şefkatliydiler. İlk öğrencilik yıllarımda kendimi "öğretmenim " demek yerinee "anne" diye seslenirken bulmuşluğum çoktur.
İlk öğretmenin çok önemli olduğunu düşünürüm. Çocuğa, aileden sonra eli ilk değen odur. Anne-Baba yarısı olsun isterim. Korusun, kollasın, eğitsin, öğretsin.
Can da,saygısızlık etmesin, kendisini onun yanında rahat hissetsin, sorsun-cevaplansın, yıllar geçse de hep sevgiyle hatırlasın. Dün akşamdan beri ona,bugünü anlatıyoruz babasıyla. Çiçek aldık. Öğretmenine verirken "öğretmenler gününüz kutlu olsun öğretmenim dersin. Sonra da bütün öğretmenlerini tek tek öpüp kutlarsın. anlaştık mı?" dedik durduk. Tatlı tatlı sırıttı bize. Uyudu. Uyandı. Biz kaldığımız yerden devam " Çiçeğini vereceksin,kutlayacaksın,öpeceksin..." Anne-baba birşey öğretir de dönüp sormaz mı " Naaapıcakmışşsınnnn?" diye. Sorduk biz de. Beresini takarken cevapladı " Melikee,al bakalım bu senin, diycemm bi dee öpçeeemmmmm"
Gülmedim...o gidinceye kadar,sonra çatladım tabii gülmekten.



Önemini bilerek bu mesleği seçmiş, hayatımıza ışık tutan Cumhuriyet neferi öğretmenlerimiz, gününüz kutlu olsun.
Emekleriniz ödenmez !


23 Kasım 2011 Çarşamba

Bunu unutmamam lazım !

" Çeşitli ekoller anne-çocuk ilişkisini "Love" olarak tanımlamış. Biz bunu Türkçeleştirmek istediğimizde "Aşk" diyoruz ve bu kelimenin bizim toplumumuzda çağrışımı seksüel içerikli olduğu için yerine "Can" koyduk.
Yani, anne-çocuk ilişkisi "CAN"dır. Bu öyle birşeydir ki, bu ilişkinin "canan"ı yoktur. Her iki taraf da birbirine "CAN"dır. Peki ya baba? Baba-çocuk ilişkisinin adı "Nostalji"dir. Baba-çocuk ilişkisi "ANI"ları biriktirmekten geçer."
dedi az önce Sabiha Paktuna Keskin.

Benim anladığım; anneyseniz, 10 çocuğunuz da olsa,1 çocuğunuz da olsa, "Annem en çok beni severdi"diyen çocuklar yetiştirebiliyorsanız başarılısınız. Babaysanız,çocuğunuza " Biliyor musun,birgün biz babamla bir fotoğraf makinesi alıp, yerlere yatarak karınca ve yaprak fotoğrafı çekMİŞTİK." diye anlatacağı anılar bırakıyorsanız başarılısınız.

Günün notu: Can bugün "tiratyoya" gitti :)

18 Kasım 2011 Cuma

100 :)

Sevgili "Neşeli Haller", Neşeli Günler'in 100. izleyicisi olmuş.
Hoşgeldiniz :)

17 Kasım 2011 Perşembe

Dinledim...Birsen Tezer...

O su oldu aktı.
Yıkadı içimizi-dışımızı-ruhumuzu.
Siz de yıkamak isterseniz ruhunuzu,buyrun size bir güzel "İstanbul" tınısı ve onun peşinden Kasım'ı uğurlama programı...




**19 Kasım - Çanakkale konseri sanatçıdan kaynaklanmayan bir sebeple iptal edilmiş ve yerine 2. kez İzmir eklenmiş.
"İyiymiş yahu sevdim bunu" ya da "hep severdim ama haber alamıyordum" derseniz eğer Facebook Birsen Tezer Official sayfasına hızlıca geçiş yapabilirsiniz.

16 Kasım 2011 Çarşamba

Ve Duru 2 yaşında :)

Ekim ayının son günlerinde gerçekleşmiş bir doğumgünü bu. Yani geç kalmış bir postla buradayım. Duruve Annesini Buse'nin doğumgününde tanıdım. Kocaman Minnie tacı ve pembe dantelli elbisesiyle çok çıtırık bir kız bu Duru :) Oturduk konuştuk ve ortaya bu kurabiyeler çıktı. Duru'nun adını yazdığım bu kurabiyeler de o koca Minnie kulakların sevimliliğinden kaynaklı.




35 kişilik bu doğumgünün kurabiyeleri vanilyalı araba,kalp ve Minnie'lerden oluştu.
İyi ki doğmuşsun Duru :)

Dinledim...Zaz

Şu geçtiğimiz haftalarda,Akbank Caz Festivali kapsamında Zaz Türkiye'ye geldi ve ne mutlu bize ki sadece İstanbul değil İzmir'de onu canlı canlı dinleme şansını buldu. Deprem'in iç yakan sıcağında ve tam da nelerin olup bittiğinin farkında olmadığımız o gün,Fransa'dan gelen ve 2-3 kelime dışında İngilizce bilmeyen bu kız ve arkadaşları bize kendimizi 2 saatliğine iyi hissettirdi.
Zaz'ın cazı yorumlaması bence harikaydı. Ancak beni en çok şaşırtan, kendisini izleyen kalabalıktan bir elin parmağını geçmeyecek kadar sayıda Fransızca bileni hesaba katmazsak, insanlara birşeyler anlatabilmek için, benim bugüne kadar tanık olmadığım bir çaba göstermesiydi. Öyle ki,Fransızca bilen bir dinleyiciyi hiç tereddütsüz sahneye çıkartması,sanırım bizim yerli sanatçılarımızın çoğunun da gösteremeyeceği bir özgüven ve alçakgönüllülük hareketiydi,bence. Gittim,gördüm,dinledim. Kendim için iyi birşey yaptım. Ve sanırım bu Zaz bizim evin yaramaz kızı olacak ve daha çok kereler Türkiye'ye gelecek...
Alçakgönüllülüğünü kaybetmez umarım.


Zaz à Montmarte : Les passants LEXPRESS

10 Kasım 2011 Perşembe

Kasım

Seni umutla bekledim Kasım. Renklerin beni benden aldı ne yalan söyleyeyim.
Bir de bu yılın çılgınlık sırası sendeymiş: 11.11.11 . Kime ne fayda ediyor bilmiyorum ?! Neysee...Diyorum ki, çılgınlığın sende kalsa da ağzımızın tadı daha fazla bozulmadan sakin sakin çekilsen gitsen. Gitsen ve yerini, hepimizi yenilenme umuduyla dolduracak Aralık ayına ve kırmızı-yeşil yeniyıl ruhuna bıraksan. Olmaz mı ?



10 Kasım 193∞

"İzin" de değil "iz" indeydik.
Bu yüzden biz seni hiç kaybetmedik ...

1881-193∞ ...


4 Kasım 2011 Cuma

Sürpriz nişan kurabiyesi

Gözde ve Mert'i Gani Can'ın doğumgününde tanımıştım. Nişan tarihi belli olunca, kayınvalidesi davetlilere dağıtılmak üzere Gözde'ye sürpriz nişan kurabiyeleri yaptırmak istediğini söyledi. Ben de elimden geldiğince hazırladım. Moralimin çok bozuk olduğu günlerde yaptım kurabiyeleri, ama ağlamadan ve güzel şeyler düşünmeye çalışarak yaptım. Önemli bir gecede bu şekilde yer almak ve kurabiyelerin beğenildiğini öğrenmek güzel :)
Mutluluklaarrrr ;)