26 Şubat 2011 Cumartesi

Aksiyonu Bol Cumartesi

Sabahtan beri benim boncuk kuzum kurulmuş tam zamanlı yaramazlık makinesi sanki! Şimdi o uyuyor,ben de akşam gelecek arkadaşlarımız için mutfaktayım. Aklımda yüzme bilmeyen fakat bir bardak suda serbest stil debelenerek çaresizce kurtarılmayı beklemiş telefonum,elimde enn enn ennnn kelebekli fincanda kahvem sakinleşmeye çalışıyorum. Bir de bu güzel iki şarkıyı dinliyorum; Somewhere over the rainbow - Eric Clapton
Eylül Akşamı -Teoman & BüLent Ortaçgil
Ve evet bence de en romantik bölümü orası ve evet o güzel filmi izledim nihayet. Daha da kaç kez izlerim bilmiyorum. "Tema"sında ve "temas"ında Aşk dibine kadar vardı ve yine evet kalbiminn en derininde bir sızı bıraktı.
Beni çocukluğuma götürüp götürüp tekrar bugüne getirdi.Sevdiğimiz bildiğimiz şarkıları öyle güzel serpmişlerki filme,etkilenmemin bir sebebi de onlar mutlaka.
Aşk tesadüfleri sever = Hayatta herşeyin bir sebebi vardır,hiçbirşey tesadüf değildir.

İyi haftasonları herkese...



Son not-11.03.2011 : bu filme 2. kez gittim eşimle. Erkekler de ağlarmış !

23 Şubat 2011 Çarşamba

It's raining cats and dogs...İzmir repeat after me !

Gün geçti gece oldu ve hatta yarın oldu, ama şu yağmur dinmedi gitti! Her gök gürültüsünden sonra kuzucuğum oturuşunu düzeltip dik durarak "ben yağmurdan korkmam ki anne ben ceşşşuuuruuuum" dese de ve ben de ona " yağmurdan korkulmaz ki annecim,bütün ağaçlar-çiçekler sulanıyor,sokaklar yıkanıyor,kuşlar ve sokakta yaşayan hayvanlar içecek su buluyor " desem de bal gibi korkuyoruz ! En çok da ben. Ama kuyruğu dik tutmaya çalışıyorum. Ne de olsa anneyim ya,kuzuya gereksiz korku aşılamayacağım ya...hesap o hesap işte. Neyse kuzu derin uykuda. Peki ben ne dinliyorum: Pera Classics 3- Instrumental.
Saçma değil seçme şarkılar keman ve piyanoyla çalınınca insanın içine nasıl akar? Öyle akar işte.
Güller ve Dudaklar,Kınalı Yapıncak,Belle (Notre Dame De Paris),Kaybolan Yıllar,Sevdim Seni Bir Kere,Sessiz Gemi,Her Yerde Kar Var,Por Una Cabeza (Scent of a Woman),A Throw of Dice,Pervane,Seninle Başım Dertte,Mimoza Çiçeğim,Dilek Taşı,Güz Gülleri ve Bana Yalan Söylediler bu albümde çalınanlar. Belki sevmedikleriniz var içinde,şarkıyı söyleyenden pek hoşlanmıyorsunuz belki. Olabilir. Şimdi unutun onları ve biraz dinleyin şu güzel kemanı piyanoya eşlik ederken. Henüz paylaşım sitelerine konmadığı için size dinletemiyorum ama Pera Classics 2 den seçilmiş parçaları www.peramusic.com adresinden bir boş vaktinizde birazcık dinlerseniz bir fikriniz olur.
Gök mü gürledi? Hayıır! Bu hızlı hızlı koştururken birbirine çarpan bulutların sesiiiii... Di mi?

21 Şubat 2011 Pazartesi

İstiyorummm !

Fotoğraf çekmeyi de ,iyi çekilmiş (!) fotoğrafa bakmayı da çok seviyorum. Ama yine de tekniğinden uzağım. Hava kapalıysa ve bir de akşama kaldıysa kurabiye fotolarını çekmek vay halime :( Bir de blog gezerken bunu gördüm tam oldu.
Aklımda neler uçuyor neleerr !!!



20 Şubat 2011 Pazar

Pazar dediğin...

Pazar dediğin sıcak mutfakta kahvaltı ederken eski bir şarkıyı hatırlayıp kuzucuğa söylemekle başlar ve bildiğin ev halleriyle devam eder.
İyi haftalar.



Yolcu Bebek Kurabiyelerim

Yolcu kurabiyeler yerine ulaşmış. Sadece bir tanesinde problem varmış neyse ki 2 tane bonus hazırlamıştım :) Şapka ve emzikli bebek şeklindeki bu bademli kurabiyeler Melek Ceylin'in mevlüdü için hazırlandılar. Önce Bodrum'a vardılar sonra da bloga.
Buyursunlar...



Uzun soluklu,sağlıklı ve mutlu bir ömrün olsun Melek Ceylin...

18 Şubat 2011 Cuma

Teşekkürler

Günler hızla akıyor. Herkes bir yere yetişme telaşında ya,işte ben de öyleyim. Bu sebeple yazamadığım teşekkürlerim var.
Şöyle ki;
Henüz yeni blog yazmaya başladım ve bunun ilk ayı hiiç kimselere söylemeden geçti. Şimdi artık kulaktan kulağa oynar gibi,belki biraz da çekine çekine söylüyorum blogumu.
Duyup gelen Özge ve Ayşegül'e, tesadüfen görüp gelen
Pembe (pembe-dusler.blogspot.com) ve
Bahar'a (baharmasali.blogspot.com) beni izledikleri için
" teşekkürler". İzlemeye değer bulmanız beni hem çok mutlu etti hem de yüreklendirdi.
Pelin,tatlı arkadaşım,çifte anne :) İlk yorum yazan sensin. Bir bilsen beni nasıl mutlu ettin. "Teşekkürler" sana da.
Bitmedi devam ediyorum,bir şekilde blogumu ziyaret eden,zaman ayırıp görüşünü -seçenekler sınırlı olsa da- tepkilerle ifade eden herkese "teşekkürler". Benim için önemliydi bu geciken teşekkür listesi.
Sağolun varolun.
Sevgiler hepinize.


resim Etsy.

17 Şubat 2011 Perşembe

Şip-şak Bebek Kurabiyesi

Pelinciğimin ikinci bebeği de dünyaya geldi yaklaşık 1 ay önce ve ancak ziyaretine gidebildik. Kurabiyeler dün gece 01:30 civarında Ebru'nun fırınından çıktı ve bu sabah birlikte giydirdik üstlerini. Sonrada tatlı Efe 'yi ziyarete gittik.
İyi ki doğdun Ali Yağız'ın kardeşi Efe.Ömrün uzuuunn,sağlıklı ve çok mutlu sürsün.


Bitti miii? Hayır :) Başına birşey gelmesin diye dualarla kargoya teslim ettiğim Bodrum yolcusu kurabiyelerim yarın yerine ulaşacak (noolurr başlarına bi'şey gelmesin :S).
Onlar yerine ulaşsın ben de fotoğraflarını ekliyeyim.

14 Şubat 2011 Pazartesi

Dinliyorum...ZAZ...

Bilenler bilmeyenlere anlatsın. Bi' dinleyin bakın,belki seversiniz.
Nasıl ama ? Bi' de bu var. Hatta isterseniz ikinciden başlayın dinlemeye.

Beğenmediniz mi ? Ama bir şans daha verin!
Çoluk çocuk uyusun mesela mışıl mışıl,kısın ışığı ve isterseniz yakın mumlarınızı. Bırakın kendinizi, bu sokaklarda şarkı söyleyen kızın buğulu sesine. O güzel aksanıyla söylerken şarkılarını size ve bir de sevgilinize,kapatın gözlerinizi ve düşünün: Nerdesiniz? Ne yapıyorsunuz? Hava nasıl?Nemli ve sıcak mı? Ya da soğuk? Karlı? Yağmuru mu seyrediyorsunuz cam kenarında uzaklara bakıp hayal kurarken? O üstünüze çektiğiniz battaniye annenizin hediyesi mi? Pekii kulağınız hala müzikte mi?
Nasıl ama? Sevdiniz di'mi:)

Nerdeydi şu lavanta kokulu mumlar? :)

Ps: Kim bu Zaz diyenler için bir foto ekliyorum.
İşte o sesin sahibi

Son not-11.03.2011 : dünden beri Facebook'da "para versen böylesini dinlemezsin" başlığıyla Zaz 'ın klibi döner oldu. geç keşfetenlere yazık,paylaşımlar(ım)a dikkat etmeyenlere teessüf vallaha :(

İşte 14 Şubat

Geliyor gelecek derken gün bitmek üzere. Ne var ne yok sizde ? Bekleyip heyecanlanmanıza değmiştir umarım:) Benim 3 yaşındaki oğlum bugün öğretmenine şu aşağıdaki kurabiyelerden götürdü!.. Sevgililer Günü hediyesiymişşşş. Renklere ve şekle o karar verdi. Sadece 3 yaşındayken, nerden bu konuya dahil oldu diye düşünüyordum ki,Playhouse da Mickey Fare ve arkadaşları Sevgililer Günü'nü kutluyor. O bitti arkasından Tamirci Manny ve aletler başladı kutlamalara. Bizimki dikkatle bütün sürpriz hazırlıklarını izlemiş demek son günlerde. Konuya hakimiyeti burdan yani.Umarım bu farkındalıklı hali geçici olmaz :) İleride mutlu eden ve mutlu edilen bir adam olmasını diliyorum hep. Bu sabah okula giderken "annee bugün sevgililer günüüüü. yani bizim günümüzz.yani senn ve bennnn. ne de tatlı diyymiiii" demez mi ! Gel de mutlu olma!
Neyseee... Aslına bakarsanız, bugünün ne dünden ne de yarından farkı yok. Farkındasınız değil mi? Sadece bugün, dünden ve yarından daha çok kurabiye ve çikolata yiyorsunuz. Bunun da farkındasınızdır umarım ;))

Sevgiler herkese :)

Fotoğraf Etsy'den.

9 Şubat 2011 Çarşamba

Sevgilini Sevindir... Tabii Kendini de :)

Sevgililer günü iyice yaklaştı,her yerde kırmızı koca koca kalpler görür olduk değil mi? Biz de boş durmadık tabii kalpleri kalplerle donatıyoruz.
Sevgiyi anlatmanın çok yolu var ,mideden geçeni herkes bilir. Bunlar da mideye gitmeden önce gözden ve kalpten geçenler. Sevgiler herkese.






7 Şubat 2011 Pazartesi

Bir sızı var burnumda

Son günlerde,oğlumun her "anne" deyişinde,her sorusunda ve onu giydirirken her ayaklarını koklayıp öpüşümde bir sızı gelip oturuyor burnuma. Oradan kalbime,beynime ve ruhuma yayılıyor. Cayır cayır birşey.
Aklımda hep onlar var; Defne Joy ve Can Kılıç... "Peki bu sorular aklına geldiğinde Can kime nasıl soracak" diyorum,ayaklarını en azından bir kez annesi öpsün istemeyecek mi mesela? Ya da ne bileyim işte kime "çok komiksin" diyecek??? Bunları düşündükçe burnumdaki o sızı binlerce kilo ağırlığında bir taşa dönüyor sanki. Günlerdir aklım(ız)da ve kalbim(iz)de kabuklanamayan bir çizik. Ve, her yutkunmadan yazılıp çizilende kabuğu tekrar tekrar yolunan. Bakkal defteri gibi karalanıp durulan,üstü bastıra bastıra çizilip,sayfa yırtılınca tekrar karalanan bir kadın ki o bir anne,bir çocuk,bir anneanne,bir adam... Ağızlarından tükürükler saçarcasına iğrenç bir iştahla konuşup yazanlar...Kötüsünüz! ve yaptıklarınız bundan sonraki hayatınızda sizi huzurlu yaşatmayacak. Siz çocuksuz,ailesiz,eşsiz,sevgisiz ve sorumsuzsunuz!
Son olarak Sevgili Can Kılıç,sen kendi kalbine ve seni ve anneni sevenlere inan. Kötüleri kendi engin pislik denizlerine terket.
Annen haylaz bir kızın gülümsemesinde ve senin gözlerindeki ışıkta olacak.
Bir anne olarak da dualarım seninle.

Yeni Takıntı-mmm-

Eyy "Illustrasyon" yeteneği/ilhamı/becerisi vs vs vs. Her ne isen...
N'ooluuurrrr bana da gell. Sebep derseniz buraya bi tık.
Bu arada kurabiyeye devammmm...Yakında burdalar.