31 Mart 2011 Perşembe

“Trallalllaa” ya 1 kala…

Ağaç,çiçek,böcek,bağ,bahçe,tohum,toprak,bakla,enginar,balkon,boya,doğal yaşam parkı….

Yani “trallallaa bahar geldi” diyecektim.

Çok istemiştim. Sirayet de etmişti.

Ama olmadı.

Çünkü bugün yağmur var İzmir’de , ışık az, haliyle foto yok :(

Bir de üzerinize afiyet beni bahar fena çarpar,istisnasız her yıl. Enerji yok,uyku çok,esnemek esnemek esnemek….

Yok artık diyene yardımcı olması açısından;


Şuraya bi kıvrılayım da…. Yazarım sözzz…ZZzzzZZZzzzzZZZzzz……

28 Mart 2011 Pazartesi

“Hayat sana ekşi limonlar sunarsa,sen de tekila ve tuz iste ” gibi bi’ şey:)

Çok istediğiniz bir şeyi yapmak her zaman iyi sonuç anlamına gelmiyor değil mi? Örnek çookk.

işte bu da benim örneğim! Ev halkı sever diye (! kesinlikle kendim için değil !) hani şu dışı beyazlaşmış çatlak çikolatalı kurabiyeler vardır ya,ondan yapmaya karar verdim. İnternette tariften bol bişey yok malumunuz,seçtim birini.Zaten çoğu birbirine benziyordu tariflerin. Hamuru tuttum, yarısıyla minik toplar yaptım,pudra şekerinde yuvarladım. Tariflerde aralıklı yerleştirmek gerektiği yazıyor diye hem daha küçük yaptım hem de aralığı arttırdım. Bu şekilde fazla yayılmadan istediğim gibi içi hafif brownimsi olacak ve 2 kerede pişecekler.Acelem yok,güzel olsun yeter. Mutluyum yani hazırlığımdan. Fırını ısıtmıştım süresini ayarlamıştım. Hooop tepsi fırına. 3 dakika sonra fırın camından şöye bi baktım,pufur pufur olmuş çatlıyorlar. Süper! Mutfağı toparladım biraz.Tınnn! Piştiler işte sıra 2. tepside. Ve o da ne ?!! Bir tepsi formunda kocaman siyah bir kurabiye mi??? Kendimce sebepler buldum ve kalan hamurdan hazırladığım topları muffin kabında pişirmeye karar verdim. O koca dikdörtgen kurabiyeyi de kendimce kare parçalara böldüm. Eh durum kurabiyeden uzaklaştığına göre isim de değişmeliydi.

Oldu mu sana çikolatalı kraker !!! Üstüne ilave pudra şekeri.


Yılmak yok bu krakerlerin yanına güzel kurabiyelerim mutlaka olacak. Hemen muffin kabı fırına. Zaman ayarı… Olacak. Fırına kaçamak bir bakış,tabi ya bak öncekinden kesinlikle iyi. Tınnn! Veee “AAAAA !” Kurabiye olsun diye beklerken 12 adet kapsülüm olmuş !!!! Şöyle ki;


Yılmak yok ! Bunları da birşeye benzetmek gerek ! :)

Huzurlarınızda ” kıtır çikolata çanağında vanilyalı muhallebi” :)

Yaaa işte böyle bir maceraya dönüştü benim masum kurabiye yapma isteğim. Hep güzel olanları,iyi sonuçlananları paylaşmak olmaz,bu da kötünün iyisi olan bir deneme işte :)

Önemli (!) Not: hepsinin tadı güzel ama ev halkının beklentisi yüksek ! :D

26 Mart 2011 Cumartesi

O bir hayvansever küçük vatandaş :)

Hava güzeldi değil mi? Attınız mı kendinizi sokaklara?
Ne iyi ettiniz.
Ben bugün çalıştım. Bu akşam 4. yaşını kutlayacak olan Can’ın partisine gitmek üzere tarçınlı kurabiyeler hazırladım. Ve Can gerçek bir hayvan dostu olduğu için bazı hayvanları kurabiye formuna getirdim. Bence çok sevimli oldular. Nice yaşlara Can,iyi ki doğmuşsun:)


23 Mart 2011 Çarşamba

Sirayete dirayet mi? Nasıl olacak ki?

Merhaba,

Şu son günlerde blog yazarları arasında bazı şeyler sirayet halinde.

İlk önce yeni blog arayışıyla nerdeyse hepimiz “wordpress ‘e geldim” ya da “…com oldum” yazısı yazdık. İyi de yaptık.

Arkasından ,dns ayarını değiştirenler okur belki diyerek Pazar ve kar yazıları yazdık.

Bugün bakıyorum da son 2 gündür falan “bahar geldi traallalaaa ” yazıları fotoğraflarıyla düşmeye başlamış postlara. İçimiz ferahladı,balkon-bahçe değişikliklerine yeni fikirler ekledik. Şu saksıya bir aslanağzı,şurdakine sakız sardunya,acaba saksıları mı boyasam yoksa minderlerin yüzlerini mi değiştirsem?….vs vs vs…

Buraya kadar herşey güzel sirayet etmişti. Ama dirayet neye gerekti ?

Bu saydıklarımın aralarında bir yerlerde, sessiz kalan blogculardan, nerden ses verecekler diye beklerken, “hastayım dergi karıştırıyorum” ya da “hastayım bitki çayımı içiyorum” yazıları geldi birer ikişer… İşte buna dirayet gerek ! Keçileri kışkışlamak gerek !

Son söz: Hastayım(stop) Blog okuyor ve dergi karıştırıyorum(stop) Daha çabuk iyileşirim umuduyla bitki çaylarıyla yıkanabilirim(stooopppp) Bahar yazısı yazmak için enerjiye ihtiyacım var (stoopp) Hasta olanlara geçmiş olsun(ssttoopppp)

Sağlık ve afiyetle kalın inşaalllllaahhhh(non-stop)

21 Mart 2011 Pazartesi

Nihayet ?

Şu son günlerde elimi eski yarım kalan işlere attım. Bittiler nihayet...






İstediğim serçeyi buldum nihayet...





Ve belki artık bu güzel serçeyle birlike ,hazır gündemden de düşmüşken, bu kitabı okuyabilirim...
Nihayet...

19 Mart 2011 Cumartesi

Dinliyorum…Birsen Tezer...

Bilenler bilmeyenlere anlatsın ! 1998 de tanıştım onunla. Bülent Ortaçgil’in “Light” albümünde “Kimseye anlatmadım” da düet yapmışlardı Usta’yla. Sesi beni benden almıştı desem abartmam. Sonra 2000′de “Ortaçgil için söylenen Ortaçgil Şarkıları” albümünde baştan sona şaheser olduğunu düşündüğüm o nefis şarkıyı Tezer’in nefis sesinden dinleme şansına sahip oldum: Çığlık çığlığa

Şimdi kendi albümü var Birsen Tezer’in. Ne desem boş! Su olup akmış Tezer! Eski-yeni,bildik-bilmedik muhteşem şarkılar var içinde. Türkçe Caz olur mu olmaz mı diye tartışa dursunlar siz vakit kaybetmeden bu güzelliğin içine,o harika sese bırakın kendinizi. İşte huzurlarınızda “Cihan”.

Hangisini daha çok seversiniz bilmem,ama dinleyin. Kiminin sözlerinde kiminin müziğinde,çoğumuzun hikayesi var!

Benden size “Çal kapımı” ve “Değirmenler” gelsin. Dinledikçe beni hatırlarsınız belki ;)

Daha fazlası için Birsen Tezer resmi sitesi burada. Bir de Haşmet Babaoğlu’nun Cihan ve İzmir’i anlatan yazısı var…

18 Mart 2011 Cuma

Herşey İyi Olacak ! ve Merhaba Yeni Blog !

Hayat sıkıntılı akıyor demiştim ya hani çok şükür herşey yoluna girmeye başladı. Teyzem çok ciddi bir görünmez kaza geçirdi. 15 gündür telaşlı,zamanla mücadele verdiğimiz şehirler arası bir trafiğimiz var. Nihayetinde yaklaşık 9 saatlik bir ameliyat zinciri sonunda iyi haberler almaya başladık. Önümüzde sabırla geçirilecek zorlu haftalar ve hatta belki de aylar var. Ama biliyorum ki “herşey güzel olacak”.

Bu sıkıntılı günlerin sonunda geciken yeni blog yazısını yazmak için ancak fırsat buldum. Blog yasağı deyip durdum ya,işte o sebeple pek çok blog yazarı kendisini WordPress’de buldu. Burayı da sevdim ama ne yalan söyleyeyim alışkanlık mıdır nedir Blogspot daha pratikti sanki.Herkesin bir yandan birbirini bulmaya çalıştığı bir yandan da blogspotun kesintisiz olarak açılmasını beklediği şu günlerde “merhaba yeni blog!”.

Neşeli Günler

Müjde


görsel etsy

15 Mart 2011 Salı

Bu Bir Bezginin Yazısıdır !

Bloglara gelen yasakları duymaktan da, okumaktan da ve hatta yazmaktan da sıkıldık ! Maçlarda pankart açıldı,sokaklara stickerlar yapıştırıldı,sosyal paylaşım sitelerinde gruplar oluşturuldu,yeni bloglar açılıp oralardan bağıra çağıra yazılar yazıldı.Dns ayarlarını değiştirmeyen,bilmeyen,öğrenmeyen kalmadı,teknoloji özürlü olanlarımız da dahil buna. Dün akşamdan beri -abartmıyorum – tam 4 (dört) kez Dns ayarlarını değiştirdim !!!! Ve üstelik dün pek çok gazetenin internet sitesinde ve çeşitli portal lerde bu yasağın kalktığını duyuran haberler ekinde mahkeme kararını da vererek yayınlandı.

Bkz ;

Radikal – Ve Bloglar Özgür ,

Ntvmsnbc – Blogspot sansürü kalkıyor

Milliyet – Blogger.com açıldı

Peki ama biz niye 4-5 gün bekliyoruz ???? Zaten günlerdir beklemiyor muyuz????? 10 dakika önce girebildiğim bloguma şimdi neden giremiyorum???

14 Mart 2011 Pazartesi

Pazar yazısı-Mart 9 , Mart 30-

Bu Pazar güneş ılık ılık yüzünü gösterdi sonunda. Herkes bi mutlu bi mutlu. Ne de olsa dallara bahar yürümeye başlıyor, kuru dallara can geliyor. Pencereden pırıl pırıl denizi izlerken aklıma rahmetli anneannemin söylediği bir söz geldi,"Mart'ın 9'u Mart'ın 30'u !". Yani Mart'ın 9'u da 30'u da soğuk olurmuş.Yani Mart'ın 30'unu görmeden bahara heveslenmemeliymiş. Eh Mart'ın 9'u hepimizce malum,karlar altında geçti, 30'unu merak ediyorum doğrusu!
Bir başka deyişde der ki-İzmirliler bilir bunu- "ben anlamam Nevroz,ille de Hıdırelloz" yani Mart-Nisan geçecek,Mayıs'a kadar sabret,bekle.
Siz dün bahar havasının tadını parklarda bahçelerde çıkardınız belki ama biz de evde oğlumla pek güzel bir gün geçirdik. Günler sonra güneşi görmek hepimize moral verdi. Kahvaltıdan sonra babamızı uğurladık,sonra dansettik,şarkı söyledik. Birlikte bol çukutalalı kek ve paskalya çöreği yaptık. Boyalarımızı karıştırdık, arabalarımızı yarıştırdık. Biraz temizlendik paklandık. Kurabiye yedik. Pazartesi sabahı okula gidiş için planlar yapıp heyecanlandık. Sonra biraz uyuduk. Babamızı sıcak çay ve taze çöreklerle karşıladık. Yanında da Bergama tulumu ve portakal reçeli.
Çok şükür ki sağlıklıydık,çok şükür ki aileydik ve birlikteydik.

The Beatles - Ob-la-di Ob-la-da

12 Mart 2011 Cumartesi

Yeni Blog...

Çok detaya gerek yok herkes blogspot daki karmaşayı ve bizleri ne kadar bezdirdiğini biliyor. Bu sebeple Blog yazarları olarak kendimize yeni bir liman bulduk : Wordpress.

Artık http://neseligunlerblog.wordpress.com/ adresinden de beni izleyebilirsiniz. İlk anda yabancılık çekmiyor değil insan,ama inanın orası da çok güzel.
Erişim engeli olmadığı sürece her iki blogumdan da yazacağım.

Hadi bekliyorum ! Yazmaya devam !

Sevgiler
Müjde

10 Mart 2011 Perşembe

Çekiliş var çekiliş :)

Selam engelli blog ! Hayat akıyor, hem hızlı ve hem de maalesef dertli :( Ailemiz Tanrı'dan şifa beklenen günler yaşıyor. İçimizde iyi dilekler,dilimizde şükür ve dua.

Biraz şöyle bakayım dedim etrafta ne var ne yok. En kısa zamanda tatili,yeni blogumu ve diğer detayları yazacağım ama şimdi bir haberim var. Browni sever misiniz? Peki Browni izler misiniz?

Sevgili Browni bir hediye çekilisi yapıyor ve "aisha"dan bakım seti veriyor. 18 Mart'ta yapılacak çekilişin detayları için buraya bi tık.

Sevgiler herkese.

3 Mart 2011 Perşembe

Güneye Giderken...

Kesinlikle son 3 güne nazaran oldukça iyi durumda olsa da her an ateşlenmeye müsait bir kuzu,her yanı kırım kırım kırılan,hastalığa teslim olabilecek potansiyelde ben ve hava değişimin bize iyi geleceği konusunda kendinden emin tavırlarla bu akşam ki otobüs yolculuğuna (yüksekten korktuğumu da böylece öğrenmiş oldunuz!) çıkmamız konusunda ısrarcı baba !
Biz gidiyoruz... Güneye...
Biraz değişiklik hepimize iyi gelir umarım. Moralimiz düzelince hastalıklar da tatile çıkar belki ??
Bulutsuzluk Özlemi-Mor ve Ötesi...Güneye Giderken...

2 Mart 2011 Çarşamba

Hello Kitty ve 38,6

Şubat'ı da bitirdik. Bahara yaklaştığımız günler, yeni toplantıların ve doğum günlerinin telaşıyla başladı.Liseden bir arkadaşımın kızı 3. yaş gününü kutlayacak bu haftasonu. Fakat biz daha öncesinde bir programa dahil olduğumuzdan gidemeyeceğiz sanırım. Sanırım diyorum çünkü dünden bu yana kuzumun ateşi var. Ateş düşürücüyü verdikten sonra 38,6 larda geziyoruz. Kuzum yine de yaşından beklenmeyecek bir olgunlukla, durumu abartmadan,kapris yapmadan,nazlanmadan gözleri baygın bakarken bile gülümsemeye çalışıyor.Azönce ateşi vardı yine,düşünce kuzum da uykuya teslim oldu resmen :( Gece iyi geçer umarım !
Gelelim Helo Kitty'e ! Kokoş Ela'cık doğumgünün Hello Kitty yada Prenses temalı olmasını istemiş. Pembe-Mor-süs-püs :) Annesi ve ben Hello Kitty de karar kıldık. Herşey biterken ben birkaçına prenses tacı da taktım :) İşte bir kısmı :




Nice güzel yaşlara Ela !

Paylaşımcı(!) Blogger Engellenmesin !!

Son günlerde bloglarımıza top-yekün giriş yasağı kondu. Sapla samanın, sosyal ve üstelik teknolojik olan bu paylaşım ortamında bile ayrılamaması üzücü gerçekten.
Emeğe saygı !
bekle beni wordpress ...