27 Mayıs 2011 Cuma

AŞK bir sebepten...

Bu sabah okuyayım,yok yok olmadı böyle bırakayım,aman kendimi veremedim,bi daha okuyayım,ay çok yorum yaptılar tadım kaçtı diye diye elime bir alıp bir bıraktığım "AŞK"ı bitirdim. Vatana millete hayırlı olsun en çok da bana tabii.Ben böyleyim işte,bir kitap gündemi çok meşgul ediyorsa ben o kitabı ancak 1 sene sonra okuyabiliyorum Sıcağı sıcağına okuduğumda sanki yazılanların etkisinde kalıyormuşum gibi geliyor. "AŞK" da bundan nasibini alanlardan. Öyle boş boş kitap okumayı sevmiyorum ben,konsantre olmalıyım gerekirse 5 sayfa geriye gidip pekiştirmeliyim. Dura kalka okuduğum bu güzel kitaba sonradan sonraya bir kaptırdım ki son 100+ sayfasını bir çırpıda okudum hem de sadece 3 saat içinde. "Siyah Süt" ten sonra tadı damağımda kalmadı desem yalan. Ama gel gör ki şimdi de günler geceler boyu düşünürüm de düşünürüm,kurarım da kurarım. Kahramanlarla diğer kitapların,kitaplarla şarkıların,şarkılarla konuların arasında bir bağ ararım da ararım.
İşte tüm bunlardan sonra,

Kırkıncı Kural;
Aşksız geçen ömür beyhude yaşanmıştır. Acaba ilahi aşk peşinde mi koşmalıyım mecazi mi, yoksa dünyevi, semavi ya da cismani mi diye sorma! Ayrımlar ayrımları doğurur. AŞK'ın ise hiçbir sıfata ve tamlamaya ihtiyacı yoktur.
Başlı başına bir dünyadır AŞK.
Ya tam ortasındasındır, merkezinde, ya da dışındasındır,hasretinde.


Sertab Erener-Demir Demirkan...AŞK (Aşk'ın tarifi)


25 Mayıs 2011 Çarşamba

40ım çıktı oleyy :)

Postlarda ara açılacak gibi maalesef. Nedense iş çok vakit yok,haliyle bloga uğramam 'bi arkadaşa bakıp çıkar' gibi :) Bu sabah gördüm,izleyicim 40 olmuş. İnsanlık için küçük benim için büyük bişiii. 40ımı çıkardığınız için teşekkürler her birinize...
Merci merci mercii :P

20 Mayıs 2011 Cuma

Haftanın başı 'ya sabır' , sonu 'geçmiş olsun' !

Geçen Pazar okulumuzun aile katılımlı kahvaltı organizasyonunda gördük kiii İzmir'e bahar olduğunu varsaydığımız,yer yer yaz,yer yer sonbahar tadında bir mevsim gelmiş.





Haliyle Pazartesi süt beyaz tontik kolları öğretmenlerimizin beğenisine sunacak şekilde, kısa kollu,önünde 1300 S VosVos baskısı olan,havalı mı havalı kırmızı t-shirtü giysin istediM(!). Sizin kuzular da böyle mi?? Bizimkinde bu ara bir fikr-i sabit yaklaşım var ki sormayın.Başta itiraz etmedi bu t-shirte,ama giydiğinde,kollarına bakıp,dudağını bi' büktü. Sinirli ve titreyen sesiyle " bunu hiç sevmedim annee. hemen bana uzun kollu giydir.hemen!" diye direktif verdi. Anlattım. Olmadı. Uzun kolluyu giydirdim. "Bunun arabası yok !" dedi. Arabalı olanın kolları kısaymış.Hem o mavi giymek istermiş. Ama mavide de araba yokmuş. Hem bunun da kolları kısaymış.mış.mış. Zzzzzttttt! Arızaya bağlanmak suretiyle tam 6 kez üsütünü değiştirdiiii ve en sonunda en baştaki itiraz ettiği t-shirtü giyip kapıdan çıktı. Yani haftanın başı "ya sabır"la böyle başladı.

Balkonumuz pek şenlendi bu hafta. Tomurcuklar üçer beşer patladı,çiçeklendi. Yan bahçedeki ağaç o güzel mor çiçeklerini açtı. Sabah ve akşam misler gibi kokuyorr.Yeni çiçekler alındı.Balkondaki ilk kahvaltıda hepsine bakıldı,mutlu olundu. Bir de bir karga dadandıki balkona, herşeyin yerini değiştiriyor. Sepetleri taşıyor,saksıları deviriyor,cevizleri araklıyor. Korkmuyorum desem yalan olur ! En iyisi birkaç rüzgargülü almalı.

Günler böyle geçerken akşamki deprem hepimizin yüreğini ağzına getirdi. Kayıpların artmamasını umuyorum ve Kütahya'ya "geçmiş olsun" diyorum.
Şimdi diyeceksiniz ki,'kardeşim haftanın sonu gelmiş,sen geçen Pazar'dan Pazartesi'den bahsediyorsun. Bunca zaman ne yaptın,aklın nerdeydi?'. Ben de size aşağıda görmüş olduğunu fotoğrafları göstereceğim :))



Gözde ve Selçuk bugün nişanlanıyorlar. Bunlar da onların vanilyalı kurabiyeleri. Tebrikler ve mutluluklar.

Arayı açmadan görüşebilmek umuduyla.
Bishop Allen - Click Click Click eşliğinde sevgiler hepinize...

.
.
.

10 Mayıs 2011 Salı

Bahar içimden taşıyorr sanki

Bahar içimden taşıyor sanki çünkü allerjim azdı ! En güzel bahar günleri geçiyor. Mahçup Mayıs ne geldiğini belli ediyor ne de kendi içindeki karnavala dur diyebiliyor.
Hıdrellez geldi geçti. İzmir'de tam karnavaldır Hıdrellez ! Denizle canciğerdir. Ben de o gün vapura bindim Karşıyaka'ya geçtim. Güvertede oturdum. Güneş gözüme gözüme girerken havada süzülen martıları izledim. Dileklerden dilek beğendim,uzuunn bir arzuhal yazdım Hızır'a vereyim diye. Sonra yine bindim vapura döndüm Göztepe'ye. sahilde insanlar. Herkesin Hızır'a diyeceği var,belli,bir telaş bir telaş. Ben de bıraktım denize mektubumu. Bulmuştur umarım ! Ateşten atlamadım ama taştan bir ev daha yaptım :) Güllere bağlanmış bezlere baktım. Ne umutlar vardı kimbilir o dallarda... Sizi bilmem ama ben en çok sağlık diledim... Burnumu çeke çeke :)


Hıdrellezi uğurlarken Anneler Günü geldi. Annemleydim,anneydim. Yetmez mi? Dizlerine koydum başımı. Can durur mu? Durmaz "benim annaneeemm" diye o da koydu başını. Ne güzel!Sonraki yılları düşündüm.Biliyorum, annemin dizinde daha çook yer var... Annemleydim,anneydim...

5 Mayıs 2011 Perşembe

Geçmiş olsun

Merhaba blog.
Şu son haber canımızı sıkacak gibi. 22 Ağustos itibariyle uygulanacağı söylenen internet filtreleme haberi yani. O yüzden bişeycik yazasım yok. En iyisi siz benim 'geçmiş olsun ' kurabiyelerimden buyrun.

Hastalara şifa,dertlilere deva diliyorum...
Müjde

1 Mayıs 2011 Pazar

Anneler Günü yaklaşırken...

Merhabaa! Keyifler iyi değil mi? 40 kere söyleye söyleye gerçek bahara kavuştuk. Muhtemelen 15-20 gün sonra baharı anlamadan yaza merhaba deriz! İzmir çoğunlukla böyledir çünkü. Baharı "ba" sını söylerken bi bakarız yaz gelmiş: ıskaaa ıskaaa ! :)
Bende bir keyifsizlik -üzerinize afiyet bal şeker- bir boğaz ağrısı,meğer hastalanacakmışım - yine!- .
Mayıs geldi gündem Anneler Günü. Eh hal böyle olunca, hastalanmadan önceki son enerji kırıntılarımla yaptığım limonlu-vanilyalı Anneler Günü kurabiyelerim karşınızdaaa.
Sevgiler
Müjde