22 Haziran 2011 Çarşamba

Hani sanki böööyleee

Gel bahar git bahar, bu nasıl yaz derken İzmir başladı yanmaya. Bahar yorgunluğunu uğurlarken kapıdan pencereden,bir de baktım ki bir rehavet, bir miskinlik ve yapılacak çok şey yerleşmiş başımın köşesine en tepesine. O aralarda,bir şevkle gittiğimiz sandıklardan kafa üstü yere düşmüş gibi olduk. Sonrası bir hazım süreci tabii ki. Güzel şeyler düşünmek gerek ! Mesela Can'ın çilek ve domates fidesi gibi...


Mesela o minnak domateslerle ve annemin gül reçeliyle yapılan kahvaltı gibi...

Mesela anneannemin bahçesini hatırlatan ve yıllar sonra yetiştirmeye muvaffak olduğum ortancalar gibi...

Ve Can'ımın büyüdüğünü, bir bütünün parçası olduğunu,özgüvenini görmek gibi...



O şimdi uyuyor. 2 gündür ateşten yorgun. Benimse önümde bir kurabiye yığını,nişana gitmek üzere süslenmeyi bekliyor. Aklımsa onun yanına kıvrılıp yatmakta...

9 Haziran 2011 Perşembe

Arıza bende mi ?

Bizim Boncuk 3 yaşını doldurunca gündeme tuvalet öyle bir gelip yerleşti ki, aylarca babasıyla birbirimizi çitim çitim çitiledik durduk. Çocuğumuzun şuncacık boyuna bakmadan, beklentisi dağ tepeleri kadar yüksekte olan babamız sayesinde, kendimizi apar topar lazımlık üstlerinde,tuvalet tepelerinde bulduk. Konunun ilk yarısını sorunsuz geçtik ama geri kalan yarısı öyle zormuş ki,öğretmeniyle karşılıklı kaka kronolojisi tutar olduk. Detay vermeyeyim !
Okulun psikoloğu,eş-dost, yaşıt çocukları olan arkadaşlar,herkes ama herkesle konuştum.
- çok üstüne düşmeyin kendi haline bırakın.
- geç kalmadınız ama kalmak üzeresiniz.
- aaa bizimki 3 günde halletmişti vallaahiii.
- korkuttunuz mu çocuğu naaptınız?
- aslında yakıverseniz azıcık hemen hallolur. çok değil canım azıcık hemen.!%&!@!
- kazalar olacak tabii. aman canım sen de biraz izin ver,görmezden gel.

Yapmıyor işte. Yapmadıkça iş iyice zora giriyor. Bu süreçte bir de iştah oynamaları oluyor. Yapmadığı için yemiyor,yemediği için yapamıyor. Kısırdöngü :(
E ama ben de insanım ! Sakin bir yapım olsa da bana da geliyorlar bazen. Bir de bu bölümde akıl verenler var; aaaa ama olmaz ki! sakin olman lazım.bırak nereye isterse oraya yapsın. çok büyütüyosuunnnn ! dıdıdıdıdıdıdııdddııı.
Keşke yapsa! Yap-mı-yoorrr!
Eyyy ahaliii ! Pardon da ben de siniri,kalbi ve duyguları olan, olağan bir yapıyım. Ve maalesef bu döngüde, çarpışan araba gibi ordan oraya vurduğum zamanlar oluyor.
Herkes mi prenses, herkes mi pamuk anne,bir ben miyim arıza ?????

6 Haziran 2011 Pazartesi

Gördüm...Hulda Festival

Tansiyon, ÜSYE, ateş üçlemesiyle tamı tamına 5 koca günü yatağa gömdükten sonra günlük hayata adaptasyonum, Çeşme Marina'da "Hulda Festival" ile oldu.
Pek gönülsüz ve enerji fakiri olarak çıktım yola. Ama sanatla bilimin denizde buluşması gerçekten müthişti!

Hulda Festival, bir İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti projesi. Ve bu festivalin ev sahibi İlhan Koman Vakfı ve İlhan Koman'ın Hulda'sı.
"Traşsız heykeltraş" İlhan Koman'ın 106 yaşındaki tarihi gemisi Hulda, iki direkli bir Baltık ticaret gemisi olarak 1905 yılında İsveç'in Sjötorp tershanesinde yapılmış.
İlhan Koman, bugün İsveç'in tarihsel değere sahip anıtları arasında olan bu gemiyi 1965'de almış ve kendi ihtiyaçları doğrultusunda restore ederek ev ve atölye haline getirmiş,ölümünden önceki (30 Aralık 1986) 20 yılı ailesiyle birlikte bu gemide geçirmiş.
-Hulda-

Hulda, Mart 2009'da Stocholm'den yola çıktı ve sırasıyla Amsterdam,Anvers,Bordeaux,Lizbon,Barselona,Napoli,Malta,
Selanik ve İstanbul buluşmalarından sonra Çeşme Marina'ya demirledi.9 Haziran'a kadar ücretsiz olarak ziyarete açık. Ben ki üniversitede Calculus ve Geometri okumuş biriyim ; Pi,Hiperform ve Sonsuzluğa ile ağzım açık kalarak ve Akdeniz Heykeli ile mest olmuş şekilde indim Hulda'dan.

-Sonsuzluk(ortadaki sarmal heykel) ve Hiperform (uçtaki konik form)-

- Akdeniz Heykeli-

Vaktiniz varsa ya da vakit yaratırım derseniz,yolunuzu Çeşme'ye düşürüp bu güzel gemiyi gören ve Koman'ın dehasını - ki bu bilimsel sanatın bir başka örneği Da Vinci- eserleriyle birlikte okuyan,inceleyen,dinleyen yaklaşık 40.000 kişiden bir fazlası da siz olabilirsiniz... Zaman az son gün 9 Haziran !




Anası-babası-danası, Marina yürüyüşünden sonra çıktık yeniden İzmir yoluna.
İşte bu da Marina'nın bana hayat öpücüğü gibi gelen serin yürüyüş yolu...




Kumru mu? Aa aaa yemeyeni döverler,tabiiki yedim ;)
Sevgiler herkesee.
Müjde
.
.