25 Ekim 2011 Salı

Ne çok acı !

Bu yıl ne çok şeyi kaybettik,ne çok acılar varmış bizi bekleyen!
Her acıdan geçerken,içimiz yanarken farketmemiz gerekir ki bu acılar "bizi" öldürmüyorsa eğer bir sebebi var :
" İnsanlığımızı temize çekelim! Harekete geçelim! "

Kızılay,AKUT,belediyeler,valilikler,muhtarlar... Herkes, iyi niyetli yardımlarımızı Van'a ulaştırmak için hazır.Kendi adıma,imkanlarım kadar,yapabileceğimi yaptım. Yeter mi? Tabii ki hayır. Ama biliyorum ki, bu gece ben oğlumun üstünü örterken, Van'daki bir anne de çadırdaki çocuğunun üstünü örtebilecek...

Herşey imkanla sınırlıysa da, DUA BEDAVA...

19 Ekim 2011 Çarşamba

3 Ekim 2011 Pazartesi

Buse 4 yaşında :)

Hayat sürüyor,geçiyor,gidiyor.(Söylemesi ne kolay değil mi !)
günler hızla geçerken Buse 4. yaşını kutladı. Bunlar da onun cupcakeleri.




İyi ki doğdun Buse,nice güzel ,mutlu,sağlıklı yaşların olsun.

Ne desem??

Zaman ne hızlı! Yaz da bitti Eylül de. Hepimiz ordan oraya koşturup savruluyoruz hayat telaşında. Ben yazamadım epey bir süre. Elim gitmedi.
Bir çocukluk arkadaşımla bildik bir hikayemiz var. Hani uzun yıllar aynı mahallede oturulan,aynı okulun yolunda aylar yıllar geçirilen ve üniversitede şehir değiştirilen ve onrasında bir daha eskisi gibi biraraya gelinemeyen. Yıllar önce lisedeyken, ablasının evlilik hazırlığı yaptığı o yaz günlerinden birinde, arkadaşımla onun odasında oturuken bana demişti ki "Ablam çok mutlu,çok aşık. Ama insan ne kadar aşık olursa olsun mantıklı bir evlilik yapmalı. Ben ablam gibi,bir askerle evlenmeyi düşünemem,her an başına birşey gelecek korkusuyla hayat mı geçer !" Arkadaşım ablası için endişeliydi. Kendince haklıydı tabii. Hayat telaşının içinde tesadüfen karşılaştığım ya da eş-dost ve ablası sayesinde işinden-gücünden,evliliğinden,bebeğinden haber aldığım arkadaşım, gerçekten de dediği gibi bir subayla evlenmemişti. Aşk evliliği mi yapmıştı yoksa mantık evliliği mi bilmiyorum. Bir market zincirinin pazarlama müdürü olan eşiyle İzmir'e geri dönmüştü. İyi dileklerimiz karşılıklı yollandı ama nedense hep/hiç bir sebeple oturup konuşamadık arkadaşımla. İşte o bildik hikaye yani... İnsan her zaman mutlu olaylara tesadüf etmiyor maalesef.İşte öyle bir tesadüfle öğrendim ki , bir motor kazasının sebep olduğu 5 günlük mücadelenin ardından kaybetmiş eşini.40 yaşında bir adam hayatta ne görmüştür ne kadar biriktirmiştir yaşamı? 35 yaşında bir kadının kalbi ne kadar acıyı kaldırır ya da kaç yılı taşımaya yeter omuzları?
Peki 4 yaşında bir çocuk babasını ne kadar hatırlar kocaman delikanlı olduğunda?
Bir duvara toslamış gibiyim günlerdir. Yıllardır aklıma bir kez bile gelmemiş o konuşma kulaklarımdan gitmiyor.
Tesadüf mü,Kader mi???? Ne desem bilemedim...