25 Kasım 2011 Cuma

Batuhan ve Bilgehan 3 yaşında

Anneleri arayıp "ikizmiiişşş" diye çığlık atmıştı telefonda. Tam 9 ay uslu uslu beklediler annelerinin karnında. 24 Kasım 2008'de hastanede tanıştık bu iki minik adamla. Öğretmen olan annelerine dünyanın en güzel hediyesiydi onlar.
Büyüdüler, okullu oldular ve 3. yaşlarını kutladılar.





Daha nice yaşlarını sağlıkla kutlayalım kuzucuklarımızın.

Kutlu olsun !

Mine Hanım'ın kızı Ceyda, Özel Ege Kolejinde ana sınıfına gidiyormuş. Öğretmenlerine verilmek üzere kendilerini sembolik olarak ifade edecek kurabiyeler istediler. Ancak bana ulaştıklarında kurabiye yapmak için kalan zaman o kadar kısaydı ki, dakikalar içinde modele karar verdik ve hızlıca yapıma geçtim.



En parlak yıldızları yetiştiren ve kendileri de güneş gibi parlak öğretmenlerin günü kutlu olsun !

24 Kasım 2011 Perşembe

Öğretmenim canım benim

Öğretmenlerimi hep sevdim. Yıldızımızın barışmadığı öğretmenlerim de oldu tabii ama asla saygısızlık etmedim. Şanslıydım da, mesleğini seven öğretmenlerim vardı. "Ammaaan hiç birşey olamazsan öğretmen olursun" cahilliğinden uzak, seçtiği mesleğin kutsallığının ve sirayet gücünün farkındaydılar hepsi. Değerleri vardı. İdealleri ve umutları da. Sıcaktılar, kafaydılar, şefkatliydiler. İlk öğrencilik yıllarımda kendimi "öğretmenim " demek yerinee "anne" diye seslenirken bulmuşluğum çoktur.
İlk öğretmenin çok önemli olduğunu düşünürüm. Çocuğa, aileden sonra eli ilk değen odur. Anne-Baba yarısı olsun isterim. Korusun, kollasın, eğitsin, öğretsin.
Can da,saygısızlık etmesin, kendisini onun yanında rahat hissetsin, sorsun-cevaplansın, yıllar geçse de hep sevgiyle hatırlasın. Dün akşamdan beri ona,bugünü anlatıyoruz babasıyla. Çiçek aldık. Öğretmenine verirken "öğretmenler gününüz kutlu olsun öğretmenim dersin. Sonra da bütün öğretmenlerini tek tek öpüp kutlarsın. anlaştık mı?" dedik durduk. Tatlı tatlı sırıttı bize. Uyudu. Uyandı. Biz kaldığımız yerden devam " Çiçeğini vereceksin,kutlayacaksın,öpeceksin..." Anne-baba birşey öğretir de dönüp sormaz mı " Naaapıcakmışşsınnnn?" diye. Sorduk biz de. Beresini takarken cevapladı " Melikee,al bakalım bu senin, diycemm bi dee öpçeeemmmmm"
Gülmedim...o gidinceye kadar,sonra çatladım tabii gülmekten.



Önemini bilerek bu mesleği seçmiş, hayatımıza ışık tutan Cumhuriyet neferi öğretmenlerimiz, gününüz kutlu olsun.
Emekleriniz ödenmez !


23 Kasım 2011 Çarşamba

Bunu unutmamam lazım !

" Çeşitli ekoller anne-çocuk ilişkisini "Love" olarak tanımlamış. Biz bunu Türkçeleştirmek istediğimizde "Aşk" diyoruz ve bu kelimenin bizim toplumumuzda çağrışımı seksüel içerikli olduğu için yerine "Can" koyduk.
Yani, anne-çocuk ilişkisi "CAN"dır. Bu öyle birşeydir ki, bu ilişkinin "canan"ı yoktur. Her iki taraf da birbirine "CAN"dır. Peki ya baba? Baba-çocuk ilişkisinin adı "Nostalji"dir. Baba-çocuk ilişkisi "ANI"ları biriktirmekten geçer."
dedi az önce Sabiha Paktuna Keskin.

Benim anladığım; anneyseniz, 10 çocuğunuz da olsa,1 çocuğunuz da olsa, "Annem en çok beni severdi"diyen çocuklar yetiştirebiliyorsanız başarılısınız. Babaysanız,çocuğunuza " Biliyor musun,birgün biz babamla bir fotoğraf makinesi alıp, yerlere yatarak karınca ve yaprak fotoğrafı çekMİŞTİK." diye anlatacağı anılar bırakıyorsanız başarılısınız.

Günün notu: Can bugün "tiratyoya" gitti :)

18 Kasım 2011 Cuma

100 :)

Sevgili "Neşeli Haller", Neşeli Günler'in 100. izleyicisi olmuş.
Hoşgeldiniz :)

17 Kasım 2011 Perşembe

Dinledim...Birsen Tezer...

O su oldu aktı.
Yıkadı içimizi-dışımızı-ruhumuzu.
Siz de yıkamak isterseniz ruhunuzu,buyrun size bir güzel "İstanbul" tınısı ve onun peşinden Kasım'ı uğurlama programı...




**19 Kasım - Çanakkale konseri sanatçıdan kaynaklanmayan bir sebeple iptal edilmiş ve yerine 2. kez İzmir eklenmiş.
"İyiymiş yahu sevdim bunu" ya da "hep severdim ama haber alamıyordum" derseniz eğer Facebook Birsen Tezer Official sayfasına hızlıca geçiş yapabilirsiniz.

16 Kasım 2011 Çarşamba

Ve Duru 2 yaşında :)

Ekim ayının son günlerinde gerçekleşmiş bir doğumgünü bu. Yani geç kalmış bir postla buradayım. Duruve Annesini Buse'nin doğumgününde tanıdım. Kocaman Minnie tacı ve pembe dantelli elbisesiyle çok çıtırık bir kız bu Duru :) Oturduk konuştuk ve ortaya bu kurabiyeler çıktı. Duru'nun adını yazdığım bu kurabiyeler de o koca Minnie kulakların sevimliliğinden kaynaklı.




35 kişilik bu doğumgünün kurabiyeleri vanilyalı araba,kalp ve Minnie'lerden oluştu.
İyi ki doğmuşsun Duru :)

Dinledim...Zaz

Şu geçtiğimiz haftalarda,Akbank Caz Festivali kapsamında Zaz Türkiye'ye geldi ve ne mutlu bize ki sadece İstanbul değil İzmir'de onu canlı canlı dinleme şansını buldu. Deprem'in iç yakan sıcağında ve tam da nelerin olup bittiğinin farkında olmadığımız o gün,Fransa'dan gelen ve 2-3 kelime dışında İngilizce bilmeyen bu kız ve arkadaşları bize kendimizi 2 saatliğine iyi hissettirdi.
Zaz'ın cazı yorumlaması bence harikaydı. Ancak beni en çok şaşırtan, kendisini izleyen kalabalıktan bir elin parmağını geçmeyecek kadar sayıda Fransızca bileni hesaba katmazsak, insanlara birşeyler anlatabilmek için, benim bugüne kadar tanık olmadığım bir çaba göstermesiydi. Öyle ki,Fransızca bilen bir dinleyiciyi hiç tereddütsüz sahneye çıkartması,sanırım bizim yerli sanatçılarımızın çoğunun da gösteremeyeceği bir özgüven ve alçakgönüllülük hareketiydi,bence. Gittim,gördüm,dinledim. Kendim için iyi birşey yaptım. Ve sanırım bu Zaz bizim evin yaramaz kızı olacak ve daha çok kereler Türkiye'ye gelecek...
Alçakgönüllülüğünü kaybetmez umarım.


Zaz à Montmarte : Les passants LEXPRESS

10 Kasım 2011 Perşembe

Kasım

Seni umutla bekledim Kasım. Renklerin beni benden aldı ne yalan söyleyeyim.
Bir de bu yılın çılgınlık sırası sendeymiş: 11.11.11 . Kime ne fayda ediyor bilmiyorum ?! Neysee...Diyorum ki, çılgınlığın sende kalsa da ağzımızın tadı daha fazla bozulmadan sakin sakin çekilsen gitsen. Gitsen ve yerini, hepimizi yenilenme umuduyla dolduracak Aralık ayına ve kırmızı-yeşil yeniyıl ruhuna bıraksan. Olmaz mı ?



10 Kasım 193∞

"İzin" de değil "iz" indeydik.
Bu yüzden biz seni hiç kaybetmedik ...

1881-193∞ ...


4 Kasım 2011 Cuma

Sürpriz nişan kurabiyesi

Gözde ve Mert'i Gani Can'ın doğumgününde tanımıştım. Nişan tarihi belli olunca, kayınvalidesi davetlilere dağıtılmak üzere Gözde'ye sürpriz nişan kurabiyeleri yaptırmak istediğini söyledi. Ben de elimden geldiğince hazırladım. Moralimin çok bozuk olduğu günlerde yaptım kurabiyeleri, ama ağlamadan ve güzel şeyler düşünmeye çalışarak yaptım. Önemli bir gecede bu şekilde yer almak ve kurabiyelerin beğenildiğini öğrenmek güzel :)
Mutluluklaarrrr ;)




Özet

"Niye yazmıyorsun Müjde? Hıı? Niyee?" diyorsunuz ya. İşte ondan buradayım. Kurabiyelerim vardı bu son 2 hafta. Bir nişan, bir doğumgünü. Üstüne Can'ın sesini kısacak derecede şiddetli öksürüğü çıkageldi. Pazar gününden beri ana-oğul evdeyiz.
Aşktan da delirmek üzereyiz ;)
Ekim ayı öyle bir geldi geçtiki ! Bir yandan acılarla kahrolduk bir yandan hayatımızın getirdiklerini yaşadık.Bülent Ortaçgil Senfonik Konser'i,fotoğrafçılık kursunun Sardis saha çalışması,Zaz konseri,9.evlilik yıldönümümüz,Cumhuriyet kutlamaları(!),Gözde ve Mert'in nişan kurabiyeleri,hemen arkasından Duru'nun 2. yaşgünü kurabiyeleri,kış hazırlıkları Ekim ayı içinde iyi geçirdiğim anlardı. İlerleyen zamanda sadece bunları hatırlamayı çok isterdim ama maalesef şehitler,deprem ve Yunus'un o koca siyah gözleri,bunlardan sonra da 13 yaşındaki çocuğun rıza gösterdiğine kendini inandırarak vicdan muhasebesinden yırttığını sanan o sefil,o aşağılık zihniyet ve şereften yoksun o güzide şahsiyetler aklımın her köşesindeler.
Şimdi Kasım geldi ya, hoşgelsin, hoşluk getirsin.