29 Aralık 2012 Cumartesi

2012nin son haftasonu



2012 de bitiyor. Bu yılı iyi hatırlamak istiyorum,o yüzden bu yılbaşında geçen yılbaşı yazılarımı okuyorum,zaman darlığına rağmen gece yarısı saat 3e kadar uykusuz kalmak pahasına tarçınlı-zencefilli kurabiye yapıp  noktayı Can'ın bu yıl ki favorisiyle koyuyorum : I'm the happiest Christmas tree....

Sevgiler...


21 Aralık 2012 Cuma

Haftasonu


Bir görünüp bir kayboluyorum maalesef. Post giremiyorsam da sizleri çokça ziyaret ettim son günlerde. Mevsime tezat bir ışık,bir renk,bir faaliyet herkes de. Kolay gelsin demek kalmış bana.







18 Kasım 2012 Pazar

Neredeyse tekzipe denk...

Dün veli toplantısı vardı Can'ın. Bir de sınıf temsilcisi seçimleri. Yani bildiğimiz sınıf anneliği müessesi. Yıllaaar yıllaar sonra bile varlığını sürdürüyor olması ilginç geldi doğrusu. Çocukken de hazetmediğim sistematik şeyler bunlar. Velhasıl pek heveslisi varmış bu işin. Seçtik bitti. Çocukların okula başlaması annelerin(ve bazı babaların) siyasi hayatlarının ilk adımı olmuş gibi sanki.
Neysee gelelim tekzipe... Şu "ünlü" Mr Bx...ile tanıştık. İşler yolundaymış sınıfta. Konuşma içinde "Can sizin ünlü olduğunuzu sanıyor" dedim sırıtarak..." Ah evet bir müzik grubum var ve albüm afişlerini bir gün sınıfa getirdim sanırım ondan bahsetmiş" diye bir cevap aldım. Şu meşhur Tokai reklamı size durumumu açıklar sanırım :) Afiş sınıfa neden gelmişse artık ?



Bu arada...Gördüm ki bloglara yılbaşı ruhu sızmaya başlamış. İzmir mevsim normaline göre oldukça sıcak bir Kasım geçirirken ne mümkün o sızıntı !
Sevgiler
Müjde

12 Ekim 2012 Cuma

Haftasonu





Tvdeki bir dizinin tesadüfen gördüğümüz bir sahnesinde ,İngilizce konuşan subayı öğretmenine benzeten ve "anneee baakk  Mr. Bx.. ünlüymüüüşşşş" diye hayrete düşen bir oğlum var . Hayatta komik anlar da olmasa...

Sevgiler

25 Ağustos 2012 Cumartesi

Lütfen Blogunuza Dönünüz...

Aylardır ilk kez bir Cumartesi günü evdeyim. Az önce bloglara bir göz atayım dedim ve onay bekleyen bir mesaj olduğunu gördüm. "  Bloğunuza geri dönün lütfen ,çok zaman oldu" demiş sevgili Bolat.
Derhal döndüm !  
Aradan çok zaman geçti gerçekten,ama sanmayın ki yazın rehavetinden ara verdim. 3+ yıl gibi bir zamandır işe ara vermiş  birinin iş hayatına adaptasyonu -sandığım kadar olmasa da- epey zorlayıcı oluyormuş. Eh bir de bu yeni düzen içinde mevcut düzenini korumanız gereken bir de çocuğunuz varsa,işler bazen sarpa sarıyor. "Çocuk da yaparım kariyer de" söyleminin benim için asla uygun olmadığını beyaz duvarlı, krom korkuluklu,steril görünümlü banka merdivenlerinde kendime itiraf etmem dün gibi aklımda. Hal böyle olunca, yaz boyunca çocuğuma eziyet etmeden ,alışık olduğu düzeni sağlamak konusunda annemden yardım istedim. Ve... biz 4,5 yılın sonunda Can'la ilk kez ayrılmış olduk. O annemlerle Çeşme'de kaldı biz de İzmir'de. Hafta içi bir gece  ve hafta sonlarında da Cumartesi gecesi Çeşme seferleri yaptık. Çok özledik birbirimizi. Evde olmamasını normal kabul etmemiz, benim ve babası için tam 1 ay sürdü. Kabul ettik ama alışamadık. Can ise bizden çok daha olgun davrandı. Ne ağlayıp sızlandı, ne de bizlere eziyet etti. Bu şekilde 2. ay da bitti. Tabii yaz da... Önümüzde 15-20 günümüz daha kaldı ayrı kalacağımız. Sonra okullar açılacak. Orası ayrı bir muamma. Karanlık bir odada el yordamıyla yön bulmaya çalışıyor gibiyim. Oraya buraya tosluyorum,en az acıtanı seçmeye çalışıyorum...

Bir de "bi yaşıma daha girdim" geçtiğimiz günlerde. İlk kez, birlikte 7 okul yılını geçirdiğimiz, beraber çocuk ve ergen olduğumuz arkadaşlarımla kutladım doğum günümü.  
Yaz çocuğu olmanın makus talihini yendim böylece :)
2012 çok ürkütücü geçiyor ama yine de hayat güzel... Ver elini 36.yaşım !

Bu da doğumgünü şarkım olsun ;)

Jason Mraz-Life is wonderful




16 Haziran 2012 Cumartesi

Bitmezz...

Balkonda bir yandan birbirimize oyuncak satıyor bir yandan da burnumuzu çekiyorduk - evet yine hastayız,bu yıl ki yılsonu gösterisinin bize hediyesi faranjit- birden Can'ın ağzından şunlar döküldü: Siz kadınlar (!!!) hep komiksiniz ve tuhaf tuhaf planlarınız var. Ama biz erkekler (!!!) herzaman akıllı planlar kurabiliriz.
Hepsi bu... Neden dedi bilmiyorum ama yaşı 4,5 da olsa erkek erkekmiş kardeşim.
Biter mi? Bitmezz. Son günlerde,işler istediği gibi gitmezse ya da istekleri ertelenirse "küstüm işte" diye işin içinden sıyrılmayı deniyor. Bugün "ben de sana küserim o zaman" deyince ben, "küs naapalım,ben sana ekstra küstüm ki" diye bir cevapla ağzımı tıkadı. Ekstra ne demek diye sormayı düşündüm ama alacağım cevaba hazır olmadığıma kanaat edip yutkundum sadece.
Diyeceğim odur ki ; çok fena büyüyor !

Başta babam ve eşim olmak üzere,yeryüzündeki ve gökyüzündeki tüm babaların, dedelerin,amcaların,dayıların ve baba gibi annelerin günü kutlu olsun.

3 Haziran 2012 Pazar

Yetişemiyorum

Hıdrelleze kadar yazsam demiştim ve tam  1 ay sonra buraya uğrayabildim. Yazamadığım gibi sizleri de okuyamadım. Az önce biraz göz gezdirdim sizlere. Çok zor günler geçirmiş bazılarımız. En sevdiklerini göndermişler öte dünyaya. Bazılarıysa bir umutlu haber bekliyor doktorun ağzından çıkacak. Bir yumruk bıraktı yazılarınız boğazıma. Bizde de günler güllük-gülistanlık geçmiyor şüphesiz ama buna şükür. Allah sağlık versin.
Bu 1 ayın notlarını düşeyim;
Hıdrellezi İzmir'e yakışır kutladık.


19 Mayıs'ı da kutladık !


Arada anneler günü de vardı malum. Sahilde çocuklar gibi şendik :)



Okul kahvaltısında 4-4-4 e takılan ve bundan nasibini alan 2008li kuzuların aileleri birlikteydik.


Yarın  okulun rehber öğretmeniyle görüşmemiz var. 5 yaş(light hazırlık da diyebiliriz) sınıfından mı giriş yapalım yoksa ilkokul hazırlıktan mı, ona karar vermeye çalışacağız. Sonuç ne olursa olsun,7 çok geç ama 5,5 da fazlaca erken ! Aynı sınıfta ay farkından bu öğretim yılını bekleyen 2005'liler, yaşını doldurmuş 2006'lılar ve yeni sistemin ilk mağdurları olan 2007'liler olacağını bir düşünün bi' !  Daha da birşey demiyorum artık !

Kursumuzun ilk karma sergisi açıldı.  Ben de ilk HDR denemem olan "Sığacık" fotoğrafımla katıldım bu sergiye. Sergi'nin 2 durağı Ege Üniversitesi. Sonrasındaysa Mısır ve şu an netleşmemiş bir başka ülke. İzmir'de olan ve fotoğrafa ilgi duyan herkes görmeli. Yılların tecrübesi ve amatör ruhların yansıması da birarada...

Şimdilik bu kadar. Kalın sağlıcakla...

30 Nisan 2012 Pazartesi

Tozunu alalım buraların

Merhaba... gelemedim,yazamadım ama ara ara da olsa okumaya çalıştım sizi. Neredeyse 1 ay olmuş ! o bir ayda da neler olmuş...
Bahar tastamam geldi yerleşti...Başımızla bir. Kokusuna mest olduğum mor salkımlar açtı. Enginarı da baklayı da yedim şifa niyetine. Sırada bezelye var. Çiçek festivalleri başladı,tohum takas şenlikleri de,Ot festivali'inin 3.sünü yaptık bu yıl Alaçatı'da. Sonra o güzel kadın gitti... gitti ve oldu çiçek....hamdolsun...


Hayat aktı tabii. Gidenler,kalanlar,hastalar,hastalıklar derken çok şükür herşey şimdilik yolunda.
23 Nisan'da çocuklarla çocuklar gibi şendik biz de. Nicelerini artan coşku ve farkındalığımızla kutlamayı diliyorum. Çocuk istismarının son bulduğu bir Dünya bırakalım çocuklara,başka da birşey olmasa olur.




CanCan yine dilli düdük maşallah. Baharla birlikte coştu o da. Koltuk tepesinden,kapı kolundan topluyoruz kendisini. Bir de iştahı açıldı ki akıllara zarar ! Kallavi bir akşam yemeğinin üstüne tost isteyebiliyor mesela. Üstelik yiyip bitiriyor da. Yine böyle biriştah patlaması anında krep istedi. Ama ben pancake yaptım :) Tarifini Deli Anne Mümine'den daha önce alıp denediğim keklerin ikincisini yaptım böylece. Artanlarla da ertesi sabah kendime kahvaltı hazırladım,eh bu sayede bana da biraz fotoğraf çekme fırsatı doğdu tabii.


 Lezzetli bir kahvaltı alternatifi olarak deneyin derim ;) Benden bu kadar. İnşallah en geç Hıdırellez'e kadar bir post daha girebilirim.
Hepinize sevgiler...

4 Nisan 2012 Çarşamba

Nisan/April

Bu çocuk büyüdükçe daha da komik oldu... İşte inciler;

* n'aber bebek ! niye şaşırdın anne,senin gibi kızlara bebek de denir!

*günüm çok hızlı geçti,tıpkı şimşek mayfiyinn gibi hızlı! şimşek makfiyinni tanırsın sen de,gerçekten çok hızlıdır!

*semPoni orkestrası çok güzel bişeymiş anne. yalnız yöneticisi komik biri,yani hareketleri komikti. ama çişi de gelmiş olabilir !

*gutmornink anne ! ay afedersin mam dicektim. bugün yalan dünya günü mü yoksa okulda kitap günü mü sevvgılıımm!

* saçların böyle kıvırcık olunca hoşuma gidiyor gerçekten. hem biliyomusun diğer hanımlar(!?) gibi olmuşsun böyle,mesela annanem mesela büyük babaanem.onlar  hanım ama sen bebeksin !

* anne banyodan sonra saçımı çılgın bi şekilde kuruturmusun. mmmm Ali kaptandaki Mete gibi havalı olsunlar mesela.

Yaaaa... bahar da geldi. bir de laYleler var tabii ;)

20 Mart 2012 Salı

Yaşamak

İnsana özgü bir yeteneksizliktir yaşayamamak. 

Yoksa hangi balık boğmuş kendini?

Hangi serçe atlamış damdan?...
Dostoyevski
*********


12 Mart 2012 Pazartesi

Pazartesi

Küçük Mucizeler Dükkanı'nı çok severek okudum ve bir çırpıda bitti.
Şimdi 2. cilde başladım.


Haftanız iyi geçsin...

6 Mart 2012 Salı

Hastalık bahane

Her salgında olduğu gibi bu salgında da ben ve Can yine(!) hasta olduk. Bu sefer ki Can'da nezle şeklindeydi,faza hırpalamadı neyseki. Ben de hafif kırgınlık hissiyle başgösteren nezle bir gece vakti ateşle kendini iyice yerleştirdi bünyeme.Hal böyle olunca 1 hafta evdeydik. Eh insan hasta da olsa usta da olsa evi özlemenin ( ki şunun şurasında 1 ay oldu çalışmaya başlayalı)verdiği enerjiyi nasıl tüketeceğini bilemiyor ve veriyor kendini mutfağa. Onca yemekten sonra, epey bir zaman önce Yemek Atlası- Gökçe'nin burada tarifini verdiği mısır ekmeğini yapabildim nihayet.


Lezzetli,kıtırık,kekimsi bir ekmekmiş meğer. Misafir geldiğinde, hemen yapılabilecek hayat kurtarır bir tarif. Bitti mi? Bitmeezzzz,yanına arkadaş ister ;)
İzmir'de kışın çok ot olur. Kimi kırdan bayırdan kendi toplar.Kimi pazardan alır. Cibes,turpotu,radika,ebegümeci,ısırgan,pazı,kuzu ıspanak,şevketi bostan ve diğerleri... Kış boyunca hergün , ya ot salatası ya ot kavurması ya da otlu börek mutlaka yeriz. Öyle ki ülke nin su giderinde İzmir'in ciddi bir payı vardır bence. Tanıştırayım, ısırgan böreği ve Bademler Köyü'nün süzme yoğurdu :)


Bilen bilir, bu ısırgan acayip birşeydir. Lezzeti muhteşemdir ve fakat yıkama sırasında elleri çok pis dalar :). Öyle ki bazen 2 gün kızarıklığı geçmez ellerimden. Ama ne olursa olsun ,ısırgan her türlü candır :)

Ben fotoğrafları çekerken tahinli pide henüz fırından çıkmadığından üçlemeyi çayla tamamladım. Sedo Kız'ın ak-pak bardak altlıkları da oradaydı tabii ;)


Kalasınız sağlıcakla.

1 Mart 2012 Perşembe

Cevapsız sorular...

Soru sormak iyi birşeydir. Hatta çoğu zaman zeka belirtisidir. Çok soran ,meraklı çocuklar çok şey öğrenirler. Tabii kendilerine her defasında doğruyu anlatmak şartıyla.




Can da çok soran bir çocuk. Çok akıl yürüten, cevabı alana kadar tekrar tekrar soran, ikna olmak isteyen.
Bu nasıl olmuş anne?
Güneş nasıl ısıtır anne? Peki güneş olmasa n'olurdu yani?
Bu fotoğraftaki kim? Sen tanıyor musun? Peki sesi nasıl o teyzenin?
Öpünce kalp çıkar. Kalp çıkınca aşk olur di mi anne?
Ben senin herşeyin miyim yoksa bi'tanen miyim?
Ben olmasam siz n'apardınız anne?
Bu alete neden canavar denmiş? Ucundakine neden taş denmiş? Kim demiş?

Bu listeye milyon tanesi daha eklenir.Zaten şimdiki jenerasyon maşallah öyle şeyleri düşünüyor ki,insan ister istemez "ben çocukken salak mıydım?" diye kendini sorguluyor.
Gel gelelim ki bazı sorulara cevabım olmuyor...

"Çocuklar ölmez di mi anne? Hep anne-babalarıyla mutlu yaşarlar di mi ????????"


.
.
.

Şubat


20 Şubat 2012 Pazartesi

Telafi yazısı

Kar yağdı demiştim sonra buralarda görünmemiştim. Aslında kardan öncesinde de pek bi' tembeldim !
Ocak ayı içinde blgum ilk yaşını doldurdu. Bu vesileyle tanımış olduğum herkese teşekkürler. Hayatıma renk ve neşe kattınız. Çok sık yazamasam da beni izlediniz,yüreklendirdiniz. Lütfen devam ediniz :D

Can'ım oğlum 4. yaşını doldurdu. Aile efradıyla, her biri kendi içinde sürprizli olan kutlamalar yapıldıysa da hepsi de istisnasız bizimkinin tripleriyle son buldu. Doğumgününde bu kadar çok ağlayan,mızmızlanan başka çocuk vardır elbet ??? Değil mi?!


En afilli kutlama okulda yapılacağı için kedi seferberliğimi ilan ettim ve bu kez pastayı br cesaretle kendim yaptım. Sipariş aylar öncesinden olsa da 5678 kere fikir değiştirdi Can. Ama en sonunda karar verdi. SpongeBob ve PatrickStar pastası olsunmuş. Yaptım yapmasına ama,ona da birrr sürüü şey söyledi. Öyle mercan mı olurmuş, bunları akvaryumda mı yaşıyorlar sanıyormuşum da balıklar yapmışım, denizanasının püskülleri(!) ahtapot bacağı gibi kıvrık olmazmış.mış.mış.mış. Ben o pastayı yapayım derken karpal tünelim(bilekte sinir sıkışması) yeniden azmış,o önemli değil. Neyse ki arkadaşları pek bir ilgi gösterdi pastaya da bizimki de bu sayede ses etmedi fazla.





Okuldan eve döndüğümüzdeyse başka bir sürprizle karşılaştık. İnce zevkiyle ve maharetiyle tanıdığımız Sedo Kız bize el emeği hediyeler göndermiş. Tabii içinde ne olduğunu bilmeden ,pakete ilk atlayan Can oldu ve Kukumav Lord'a el koydu!Şimdi onun odasında boy gösteriyor Lord :) Bir umut alabileceğimi düşünüyordum ama artık öyle bir ihtimal kalmadığına eminim. Kaşla göz arasında alıp saklamak için odasına girdiğimde, nasıl oluyorsa oyunu bırakıp "anneeeee ! çabuk bırak yerine!ben senin eşyalarını izinsiz alıyor muyumm hımmm?! "diye zeytinyağ olup üste çıkıveriyor.
Kendi yerinde fotoğraflamaya fırsat bile olmadı güzel hediyelerimizi. Ama sorun bir neden olmadı? Çünkü 3 yılın sonunda, karşıdan izlediğim ama asla içinde kendimi düşünmediğim bir sektörde eşimin ısrarıyla ,ona yardımcı olmak için yeniden iş hayatına döndüm. Biraz sersem-sepelek bir haldeyim ama geçiyor,alışıyorum. Şimdilik en büyük sıkıntım, 3 yıl kendimi izole ettiğim sabah trafiğine dönmek. Bakalım önümüzdeki günler neler getirecek. Onun dışında kurabiyelere elim izin verdiği sürece devam. Daha önce yaptıklarımın neredeyse aynıları olduğundan fotoğrafları yok.
Tabii hep iyi şeyler olmuyor maalesef ama Gamze Akbaş için elimden sadece dua etmek ve etrafıma duyurmak geliyor. Kan bankasının yoğunluk sebebiyle alımı durduğunu duydum ama doğruluğunu bilmiyorum. Eğer öyleyse, milletçe bir şeyi abartmış olmamızdan ilk kez bu kadar mutlu olduğumu söylemeden geçemeyeceğim. İyiler ve iyilikler Gamze ve onun gibi şifa bekleyen,ana-baba,çocuk,genç,yaşlı herkesle olsun. Şifa bulacağına inanıyorum !!! Okan Bayülgen'e de Gamze'yi duyduğu ve duyurduğu için anne olarak teşekkür ediyorum.

İşte böyle bizden. Bir de güzel sesli güzel kadın Whitney Houston'a erken veda etmeseydik,onu daha çok dinleyebilseydik,değil mi?

R.I.P

1 Şubat 2012 Çarşamba

Seyyah

Barış Manço.İlk 'hayat bilgisi' öğretmenim sendin. 'Halhal' ı dilimin döndüğü kadarıyla söylediğimi ve babama zorla 'Sarı Çizmeli Mehmet Ağa' yı çizdirdiğimi çok iyi hatırlıyorum! Kendisiyle ilgili en eski hatıralarımın içinde tabii ki 'arkadaşım Eşek' de var.
Biraz daha büyüyüp aklımın hayata ermeye başladığı ilkokul yıllarımda-ki 80lerin başına denk gelir- TRT'de onu izlediğim günlerin birinde aniden 'Halil İbrahim Sofrası'nda söylediklerinin boş şeyler olmadığını farkettim.
.....
Yıllardır sürüp giden bir pay alma çabası
Topu topu bir dilim kuru ekmek kavgası
Bazen durur bakarım bu ibret tablosuna
Kimi tatlı peşinde kimininse tuzu yok
...
Ağzı açık gözü toklar buyursunlar baş köşeye
Kula kulluk edenlerse ömür boyu taş döşeye
Nefsine hakim olursan kurulursun tahtına
Çalakaşık saldırırsan ne çıkarsa bahtına

Halat gibi bileğiyle yayla gibi yüreğiyle
Çoluk çocuk geçindirip haram nedir bilmeyenler
Buyurun sizde buyurun
Buyurun dostlar buyurun

Barış der her bir yanın altın gümüş taş olsa
Dalkavuklar etrafında el pençe divan dursa
Sapa kulba kapağa itibar etme dostum
İçi boş tencerenin bu sofrada yeri yok
Sapa kulba kapağa itibar etme dostum
İçi boş tencerenin bu sofrada yeri yok

Para pula ihtişama aldanıp kanma dostum
İçi boş insanların bu dünyada yeri yok
Para pula ihtişama aldanıp kanma dostum
İçi boş insanların bu dünyada yeri yok
...
Acaba bu bir şifre mi? Benden başka farkeden var mıdır? diye düşünmüştüm. Yani anlayacağınız aklım çok da ermiyormuş :) Sonra arkasından 'Kazma','Kul Ahmet','Yaz Dostum','','Nane Limon Kabuğu','Anahtar' ve peşisıra diğerleri geldi.

Öksürüğün çaresini de, hayatın acımasızlığını da, imkansız aşkı da, tok gözlü olmayı da, alınterini de ondan öğrendim ben.
Yıllar geçti,üniversiteye devam ettiğim yılların birinde,Stokastik Süreçler Finali'ne girmek üzereyken radyo anonsundan duydum gittiğini. Eğrisini-doğrusuna denk getirmeden çok şey yazıldı,söylendi ama koca kazık yaşımda da tereddütsüz diyorum ki, Barış Manço benim ilk Hayat Bilgisi öğretmenim,Dünya'ya açılan ilk pencerem, modern Evliya Çelebi'm.

Işıklar içinde uyusun. R.I.P






11 Ocak 2012 Çarşamba

2012-Olumlama





Tüm geçmişimi sevgi ile onurlandırıyor,
gelecek güzel ,sağlıklı,mutlu günleri kabul ediyorum...