20 Mart 2012 Salı

Yaşamak

İnsana özgü bir yeteneksizliktir yaşayamamak. 

Yoksa hangi balık boğmuş kendini?

Hangi serçe atlamış damdan?...
Dostoyevski
*********


12 Mart 2012 Pazartesi

Pazartesi

Küçük Mucizeler Dükkanı'nı çok severek okudum ve bir çırpıda bitti.
Şimdi 2. cilde başladım.


Haftanız iyi geçsin...

6 Mart 2012 Salı

Hastalık bahane

Her salgında olduğu gibi bu salgında da ben ve Can yine(!) hasta olduk. Bu sefer ki Can'da nezle şeklindeydi,faza hırpalamadı neyseki. Ben de hafif kırgınlık hissiyle başgösteren nezle bir gece vakti ateşle kendini iyice yerleştirdi bünyeme.Hal böyle olunca 1 hafta evdeydik. Eh insan hasta da olsa usta da olsa evi özlemenin ( ki şunun şurasında 1 ay oldu çalışmaya başlayalı)verdiği enerjiyi nasıl tüketeceğini bilemiyor ve veriyor kendini mutfağa. Onca yemekten sonra, epey bir zaman önce Yemek Atlası- Gökçe'nin burada tarifini verdiği mısır ekmeğini yapabildim nihayet.


Lezzetli,kıtırık,kekimsi bir ekmekmiş meğer. Misafir geldiğinde, hemen yapılabilecek hayat kurtarır bir tarif. Bitti mi? Bitmeezzzz,yanına arkadaş ister ;)
İzmir'de kışın çok ot olur. Kimi kırdan bayırdan kendi toplar.Kimi pazardan alır. Cibes,turpotu,radika,ebegümeci,ısırgan,pazı,kuzu ıspanak,şevketi bostan ve diğerleri... Kış boyunca hergün , ya ot salatası ya ot kavurması ya da otlu börek mutlaka yeriz. Öyle ki ülke nin su giderinde İzmir'in ciddi bir payı vardır bence. Tanıştırayım, ısırgan böreği ve Bademler Köyü'nün süzme yoğurdu :)


Bilen bilir, bu ısırgan acayip birşeydir. Lezzeti muhteşemdir ve fakat yıkama sırasında elleri çok pis dalar :). Öyle ki bazen 2 gün kızarıklığı geçmez ellerimden. Ama ne olursa olsun ,ısırgan her türlü candır :)

Ben fotoğrafları çekerken tahinli pide henüz fırından çıkmadığından üçlemeyi çayla tamamladım. Sedo Kız'ın ak-pak bardak altlıkları da oradaydı tabii ;)


Kalasınız sağlıcakla.

1 Mart 2012 Perşembe

Cevapsız sorular...

Soru sormak iyi birşeydir. Hatta çoğu zaman zeka belirtisidir. Çok soran ,meraklı çocuklar çok şey öğrenirler. Tabii kendilerine her defasında doğruyu anlatmak şartıyla.




Can da çok soran bir çocuk. Çok akıl yürüten, cevabı alana kadar tekrar tekrar soran, ikna olmak isteyen.
Bu nasıl olmuş anne?
Güneş nasıl ısıtır anne? Peki güneş olmasa n'olurdu yani?
Bu fotoğraftaki kim? Sen tanıyor musun? Peki sesi nasıl o teyzenin?
Öpünce kalp çıkar. Kalp çıkınca aşk olur di mi anne?
Ben senin herşeyin miyim yoksa bi'tanen miyim?
Ben olmasam siz n'apardınız anne?
Bu alete neden canavar denmiş? Ucundakine neden taş denmiş? Kim demiş?

Bu listeye milyon tanesi daha eklenir.Zaten şimdiki jenerasyon maşallah öyle şeyleri düşünüyor ki,insan ister istemez "ben çocukken salak mıydım?" diye kendini sorguluyor.
Gel gelelim ki bazı sorulara cevabım olmuyor...

"Çocuklar ölmez di mi anne? Hep anne-babalarıyla mutlu yaşarlar di mi ????????"


.
.
.

Şubat